Saksağanın İç Yüzü

Sena Bayır

Pika, besleyici değeri olmayan veya besin değeri olmayan maddelerin düzenli ve aşırı miktarda yenmesi ile karakterize bir yeme bozukluğudur.
Pika kelimesinin anlamına bakıldığında Latincede saksağan anlamına geldiğini görürüz. Peki neden bu bozukluğa saksağan denir? Çünkü saksağanlar gıda dışı yani besleyici herhangi bir değeri olmayan ürünlerle beslenmekle tanınan bir kuştur.
Genellikle ilk kez bebeklik, çocukluk ya da ergenlik döneminde tanısı konmuştur ancak daha sonra yapılan çalışmalarda bozukluğun, her yaş grubunda ortaya çıkabileceği tespit edilmiştir.
Genelde çocukluk çağındaki bireylerde daha fazla görülmekle birlikte tüm toplumlarda ve her yaş grubunda görülür. Her bozukluğun/hastalığın kültürel çeşidi olduğu gibi pikanın da kültürel çeşidi vardır. Kültürel pika, birçok ülkenin geleneklerinde bulunur ve tüm dünyada bazı toplumlarda ortak bir uygulama olarak devam eder. Kültürel olarak; hamilelik, çocuk sahibi olma ve emzirme ile ilişkilidir. Tipik olarak küçük çocuklar boya, sıva, iplik, saç ve kumaş parçaları yiyebilir, büyük çocuklar toprak, hayvan dışkısı, taş, silgi ve kâğıt yiyebilirler.
Pikanın hamilelikte de karşımıza çıkabileceğini söylemiştim. Peki hamilelikte pika davranışı nasıl? Hamilelikte pika davranışı dünya çapında bildirilmiştir ve en yaygın olarak kırsal ülkelerde ve düşük gelirli ailelerde görülür. Çünkü hamilelikte pika, vitamin eksikliğine bağlı olarak gözlemlendiğinden düşük gelirli ailelerin ya da kırsal kesimde yaşayanların bu vitaminleri karşılayabilmeleri daha zordur. Bu durum da onları pika davranışı göstermeye iter.
Pikanın etiyolojisi araştırıldığında yeterince anlaşılamamıştır bu yüzden de çok faktörlü olduğu kanısına varılmıştır. En çok psikososyal ve biyokimyasal faktörler ön plandadır. Çocuklarda ise özellikle uyaran azlığı ve ebeveyn ihmalinin olduğu ortamlardan öğrenilmiş bir davranışın sonucu olarak görülebileceği düşünülüyor. Düşük sosyoekonomik düzey, ihmal, istismar, yetersiz ebeveyn-çocuk etkileşimi ile pikanın güçlü bir etkisi vardır.
Pikaya sahip çocuklar, eksik oldukları besin maddelerinden zengin maddeleri yiyebilir. Toprak, demir ve çinkoyu örnek olarak gösterebiliriz. Hamilelikte ise azalmış demir depoları ve düşük hemoglobin değerleri pikayla ilişkilidir.
Bu bozukluğun sıklıkla mental retardasyon ve gelişimsel sorunlarla ilişkili olduğunu görürüz. Genel topluma göre zekâ geriliği olan çocuklarda daha sık görülür ve zekâ düzeyi düştükçe pikanın görülme sıklığı artar.
Dünya geneline bakıldığında pikanın da çok farklı tipleri vardır ama ülkemizde en çok anemi ve primer hipotiroidi tanısı ile kömür yeme alışkanlığı olan farklı olgular bildirilmiş.
Klinik Özellikleri
Pika davranışı sıklıkla 12-24 aylıkken başlamaktadır. Mevcut yeme bozukluğunun şiddeti ve tüketilen maddeye göre zehirlenme, enfeksiyon, gastrointestinal bulgular ve dental sorunlar ortaya çıkmakta. Bu bulgulara baktığımızda aslında pikanın gerçekten tehlikeli bir yeme bozukluğu olduğunu görürüz çünkü bu bulgulara göre pika, yaşamı tehdit eden bir yeme bozukluğudur. Ciddi ve potansiyel olarak ölümcül bulgular arasında bağırsak tıkanıklığı ve perforasyon (içi boş bir organın anormal olarak açılması), parazit enfeksiyonları ve zehirlenme sayılabilir. Daha az tehlikeli olan bulgular ise beslenme yetersizliği, ağız ve diş sağlığı sorunları, genişlemiş kolon ve kabızlıktır.
Pika aynı zamanda sosyal dalgalanmaya da neden olur ve tabii ki bunun ardından sosyal izolasyon gözlenir. Bu sosyal izolasyonun, pika maddelerini arama ve alma davranışını artırması kaçınılmazdır.
Tanısal Değerlendirme
Pika, gelişimsel düzey olarak uygun olmayan, kültürel ve toplumsal olarak normal olmayan, gıda dışı ve besleyici olmayan maddelerin 1 ay veya daha uzun süre boyunca sürekli tüketilmesidir.
Tanı için klinik olarak kullanılabilen ve 2 yaş ve üstü bireyler arasında şiddet ile ilgili bozukluğun daha ayrıntılı değerlendirildiği yarı yapılandırılmış bir görüşme olan PARDI kullanılır.
PARDI, pika ciddiyetinin sürekli bir ölçüsünü sağlayan tek standartlaştırılmış klinik değerlendirme amacıdır. Pikanın sıklıkla mental retardasyon ve otizmle ortaya çıkmakta olduğunu söylemiştim ancak tanı alınabilmesi için klinik açıdan dikkat çekecek şiddette olması gerekiyor. Kapsamlı gelişim öyküsü, yaşam çevresi, mevcut tıbbi durum, yenilen maddeler sorgulanmalıdır. Aynı zamanda tam kan sayımı, demir düzeyi incelenmelidir. Bu bozukluğa sahip vakalar değerlendirilirken fiziksel ve zihinsel duruma ek olarak ailenin işlevselliğinin de incelenmesi gerekir.
Tedavi
Günümüzde pika için maalesef spesifik olarak kanıta dayalı bir tedavi yoktur. Tedavilerde psikososyal, çevresel, davranışsal ve aile rehberliği yaklaşımları öne çıkmakta. Çeşitli davranışsal tedavi yöntemlerinin pikayı azalttığı tedavi başarısını %80’lere yaklaştığı gösterilmiştir. Nedir bu yöntemler?
• Pozitif ve negatif pekiştirme
• Yenilebilir olmayan maddelere erişimin fiziksel olarak kısıtlanması
• Alışkanlığı tersine çevirme
• Sistematik duyarsızlaştırma
Tedavide pikaya yönelik psikoeğitimin çok önemli bir yeri var. Çocuğun bakım verenleri çocuğun zehirlenmesine karşın uyarılmalı. Bakım verenin çocuğun ne yediğini denetlemesi, izlemesi gerekir. Ailenin sosyal desteğinin artırılması, çocukların güçlüklerinin giderilmesine yardımcı olunması ve böylelikle ebeveyn-çocuk ilişkisini iyileştirmek tedavinin önemli bir parçasıdır.
Pikanın farmakolojik olarak spesifik bir tedavisi yoktur. Bazı çalışmalarda pikanın, obsesif kompulsif bozuklukta olan seçici serotonin gerialım inhibitörleri tedavisine yanıt verebileceği öne sürülüyor.
Ergoterapi Bakış Açısı
Pika, özellikle günümüz çocuklarının yaşadığı önemli bir yeme bozukluğudur ve çoğu zaman ailenin ilgisinin olmaması sonucu çocuğun duygusal boşluğunu doldurma çabası sonucu gözlemlenir. Günümüzde evde iki ebeveynin de çalışması gerekmekte ve bu yüzden ebeveynler çocuklarına yeterince vakit ayıramamaktadır. Ergoterapistler, ebeveynler arasında iş bölümü yaptırarak iki ebeveynin de günlük yaşamını planlama konusunda yardımcı olabilir. Ayrıca pika bulgusu gözlenen çocuğun evinde gerekli çevre düzenlemeleri yaparak yenilebilir olmayan maddelere erişimi fiziksel olarak kısıtlar. Örneğin; danışanın evine ailenin telefonlarından istedikleri her an kontrol edebilecekleri kamera yerleştirilebilir ve böylece çocuğun gün içinde hangi maddelere yöneldiği tespit edilebilir.
Ergoterapist aynı zamanda çocuğun psikoeğitimi konusunda psikologla multidisipliner olarak çalışabilir.
KAYNAKÇA
http://acikerisim.erdogan.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11436/5848/ka%C3%A7ar-murat-2019.pdf?sequence=1

2 YORUMLAR

  1. Çok güzel bir makale olmuş . Bende ağırlıklı olarak pikanin aile bireylerinin cocuk içinde oluşturduğu duygusal boşluktan olduğuna inanlardanim o yuzden bu tür davranışları sergileyen çocuklar için dikkat çekmek istiyor diyip konu kapatilir. Keske bu kadar yüzeysel geçilmese böyle konular. Daha cok aile bilinçlendirilse keske…

  2. Ebeveyn olarak yeni bilgilerle karşılaşmak,çocuklarımızla ilgili şeyler öğrenmek bizim açımızdan çok yararlı.ilk defa duyduğum bir durum.Böyle güzel bilgilerin devamının gelmesi umuyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz