Kısa Bir Mola

Sena Ezer’in Kaleminden

“Yapılacak çok şey var, tüm bunlar nasıl yetişecek? Önce nereden başlasam? Hayır, henüz dinlenemem. Önce bitirmem gereken işler var!”

Bir çoğumuz bu cümleleri, hayatımızın belirli dönemlerinde sıklıkla kullanıyoruz. Peki hiç durup en son ne zaman bir mola verdiğinizi düşündünüz mü? Sizce mola vermek gerçekten bir ihtiyaç mı yoksa vakti boşa harcamak mı?

Bazen her şey çok fazla üst üste gelip içinden çıkılmayacak bir hâl alabilir. Meşgul olduğumuz işler her ne olursa olsun hepimiz yorulur ve zaman zaman zihnimizi toparlama ihtiyacı hissederiz. Böyle durumlarda uğraştığımız ve kafa yorduğumuz işleri bir kenara bırakıp biraz ara vermek, ilerleyen zamanlarda daha verimli ve üretken olmamıza yol açar. Dinlenmeye vakit ayırmak hem fiziksel hem de zihinsel anlamda dengeli bir yaşam için yapabileceğimiz en önemli şeylerden biridir. Ancak bu noktada kendimize sormamız gereken bir soru vardır:

Gerçekten mola mı veriyorum, yoksa erteleme ihtiyacı mı hissediyorum?

Düzenli aralıklarla vaktimizi ayarlayarak verilen molalar, dikkatimizin dağılması, duygu durumumuzun düzenlenmesi ve dinlenebilmemiz için önem arz eder. Ancak bazen, yaptığımız işlerin stresinden kaçınmak, odaklanma sorunları veya tembellik gibi sebeplerle “mola” olarak tanımladığımız zaman dilimleri yalnızca işlerimizi daha ileri bir tarihe atarak ertelememizi sağlayan dönemlere dönüşüyor. Bu durum da daha da büyüyen bir iş yükü ve stres altında kalmamıza sebep oluyor. Bunu engellemek için ise kendimize, “Erteliyor muyum, mola mı veriyorum?” sorusunu sorarak yüzleşmek istemeyip ertelediğimiz şeylere tekrar dönüp bakmamız ve ileriyi düşünerek alternatif çözümler üretmemiz faydalı olacaktır.

Çalışma ortasında ara verip daha sonra işe geri döndüğümüzde kendimizi, ara vermeden öncekine göre daha zinde ve dikkatimizi toplamış hissetmiyorsak, yanlış zamanda mola vermiş veya molaya ayırdığımız zamanı verimli kullanamamış olabiliriz. Bu süreyi verimli kullanmamız için gereken en önemli şey ise kendimizi dinleyerek o an ne istediğimize karar vermektir. Peki bu süre içerisinde neler yapabiliriz?  

  • Çalışırken bulunduğumuz ortamdan uzaklaşalım. Soluklanmak için kısa bir mola vereceksek bile, o ortamdan uzaklaşmak kafamızı toparlamamıza yardımcı olacaktır.
  • Bir kahve molası vererek yalnızca ona odaklanalım. Çalışma esnasında kahve içmekten ziyade özel olarak ona vakit ayırıp yalnızca kahvenin kokusu ve aromasını hissetmek zihnimizi dinlendirmemize yardımcı olacaktır.
  • Kısa bir yürüyüşe çıkalım. New York Times’ın bildirdiği bir araştırmanın sonuçlarına göre, çalışma arasında yalnızca 5 dakika yürümek bile motivasyonumuzu ve dikkatimizi arttırmada büyük yarar sağlar.
  • Bitki yetiştirelim. Günün belirli saatlerinde sevdiğimiz bir çiçek türü/bitki ile ilgilenmek dinlendirici bir etkiye sahiptir.
  • Boyama yapalım. Dilediğimiz karmaşıklıkta bir şekli o anki ruh halimize göre rastgele renklere boyayabiliriz. Renklerin ruh halimiz üzerinde önemli etkileri bulunur. BDuöylece sözler olmadan da hissettiklerimizi dışarıya yansıtmış oluruz.
  • İlham veren içerikler tüketelim. Sevdiğimiz bir diziyi veya filmi izlemeyi, uzun zamandır okumak istediğimiz kitabı okumayı ertelemek yerine, ara verdiğimiz sırada onlara vakit ayırabiliriz.
  • Duygularımızı dile getirmekten çekinmeyelim. Yorgunluk, stres ve sıkıntılı ruh haline sahip olduğumuz durumlarında, pek çoğumuz bunu görmezden gelerek çeşitli durumlarla bağdaştırıp geçici olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu durum zamanla kendimizi daha fazla yıpratmamıza ve tüketmemize sebep oluyor. Bu nedenle, psikolojik olarak zorlandığımızı hissettiğimizde bunu bildirmekten ve yardım almaktan çekinmemeliyiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz