Gıdıkla”MA”!

Sena Bayır’ın Kaleminden

Gıdıklamak… İnsanların şakalaşmak iççin kullandığı en masum yöntemdir gıdıklamak. Peki bu eylem bizim düşündüğümüz kadar masum mu? Gelin beraber inceleyelim.

Şimdi gıdıklama eylemi iki bileşene sahip. Birincisi bir duyu olarak gıdıklama, ikincisi ise sosyal bir davranış olan gıdıklama. Sosyal davranış olan gıdıklama kahkahayla ilişkilidir ve örneğin anne-çocuk bağlanmasını sağlar. Gıdıklama, hem çevremizle etkileşime girmemizin bir yoludur hem de dokunma, ağrı, sıcaklık ve kaşıntı ile birlikte cildin temel bir duyusudur. Ancak ağrı ve kaşıntıdan farkı olarak gıdıklamanın içsel yani vücut içerisinden gelen bir uyarısı yoktur sadece dışsal tetikleyiciler vardır.

Vücudumuzdaki diğer olaylar gibi gıdıklamanın da bir fizyolojisi var. Bir his olarak gıdıklama, deride hareket eden hafif bir uyarının sonucudur aslında. Gıdıklama knimesis ve gargalesis olarak ikiye ayrılıyor. Knimesis hareket eden bir kaşıntıdır. Sürünen böceğin bacaklarının hissettirdiği rahatsız eden bir duyu. Gargalesis ise belirli bölgelerde cilde uygulanan daha sert, daha derin bir basınçtan kaynaklanan zevkli bir duyguyu ifade eder. Bu yüzden de bazen gıdıklanırken güleriz yani gargalesis duyusu kahkaha ile ilişkili olan gıdıklamadır.

Gıdıklama fizyolojisi olduğu gibi nöroanatomisi de var yani sinirsel yolları olan bir kısmı da var. Bu da derimiz üzerindeki reseptörlerden yani alıcılardan gelen uyarıları tanımlıyor.

Hafif dokunuş, derin dokunma, titreşim ve basınç duyularından farklı bir yol izler bu da knimesis ve gargalesisin farklı dokunma duyularıyla hareket ettiğini düşündürür. Bu yüzden bu iki gıdıklama hissini, farklı oranlardaki kaşıntıya karşı dokunmanın bir sonucu olarak düşünebiliriz.

Peki insan kendini gıdıklayabilir mi ya da neden gıdıklayamaz? Tabii ki bunun da bilimsel bir açıklaması var. Aslında insan kendini gıdıklayarak deri üzerindeki alıcılara bir uyarı gönderiyor ama beyinciğimiz bu uyarıları iptal ettiği için hissedemiyoruz. Araştırma sonuçlarına göre de bunun sebebi kişinin kendi kendine zevkli bir gıdıklama oluşturamaması.

Aklımıza takılan bir diğer sorun ise neden bedenimizde bazı bölgeler diğer bölgelerimizden daha fazla gıdıklanıyor. Bu konu hakkında farklı farklı görüşler var. Kimi görüş en çok gıdıklanan bölgelerin vücudun en savunmasız kısımları olduğunu savunurken diğer görüş ise çeşitli bölgelerdeki cildin artan hassasiyetinin, fetüsün rahimde uygun bir pozisyonda kalmasına yardımcı olmak için doğumdan önce geliştiğini savunuyor. Başka bir görüş ise en çok gıdıklanan bölgelerin aslında öğrenilmiş bir davranış olduğu. Bunu da şu şekilde açıklanabilir: Ebeveynlerimiz bizler daha küçükken bizi güldürmek istediklerinde koltuk altlarımızı, ayaklarımızın altını, karnımızı ya da boynumuzu gıdıkladılar. Bizler de buna tepki olarak güldüğümüz için bu davranışı bu şekilde edinmiş olabiliriz ve bu bir bakıma bizim ebeveynlerimizle aramızdaki bağı kuvvetlendirmemiz için bir iletişim aracıydı.

Gıdıklama hakkında bu kadar bilgi sahibi olduktan sonra şimdi masum mu değil mi ona bakalım. Evet, gıdıklama aslında belli bir kısma kadar masumdur iletişim-etkileşim için. Ancak gıdıklama belli koşullar altında istismar dahi sayılabiliyor ya da bazı çocuklarda güven problemi veya psikolojik sorunlara yol açabiliyor.

Gıdıklama eylemi çok eski zamanlarda Çin Hanedanlığı döneminde bir işkence yöntemi olarak kullanılıyordu. Hatta bu işkence yöntemini soylulara karşı kullanıyorlardı. Çünkü gıdıkladıktan sonra herhangi bir iz kalmıyordu ve kişi hızlı bir şekilde kendine gelebiliyordu. Antik çağda ise Japonlar kusuguri-zeme adını verdikleri gıdıklama yöntemiyle insanları öldürüyorlardı.

Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada gıdıklamanın komik bir şakaya gülerken yarattığı mutlu etkiyi oluşturmadığını bulmuşlar. Yani bakıldığında gıdıklanan insanın gülmesi bir yanılsama oluşturuyor.

Peki… Gıdıklamanın çocuklarda ne gibi etkileri var hadi bunlara bakalım. Gıdıklanan kişi bu eylem esnasında kendi kontrolünü kaybediyor. Bu kontrol kazanma mücadelesi çocuk için küçük düşürücü olabilir ve bu durum da psikolojik travmaya neden olabilir. Sadece psikolojik olarak da değil, nefes alamama, kusma, bilinç kaybı gibi fiziksel problemlere de yol açabilir.

Olabilecek en kötü durumlardan biri de çocuklar durmak istediklerini söyleyemeyebilir. Çünkü gıdıklama durması zor olan kontrol edilmeyen kahkahalara neden olabilir. Bu da çocuğun düzgün bir şekilde nefes alamamasına yol açar ve böylece çocuk, zor bir durumda olduğunu söyleyemez.

Michigan Üniversitesi Evrimsel Biyoloji Profesörü Dr. Richard Alexander’a göre gıdıklama, çok iyi bir baskınlık olabilir ve bunu izleyen gülme, boyun eğiciliği göstermenin evrimsel bir yoludur. Yine Dr. R. Alexander’a göre birini iradesi dışında gıdıklamak büyük bir zihinsel acıya neden olabilir. Bu acı da çocukta ömür boyu sürecek bir güven sorununa neden olabilir.

Evet, gıdıklamak çocuklarımızla vakit geçirmek için bizim açımızdan eğlenceli olsa da çocuklarımız için aynı şekilde olmayabilir. Onlarla bağ kurmak, onlara “seni seviyorum” demek için daha farklı yollar keşfetmeliyiz ve bu keşfettiğimiz yollar da çocuklarımıza zarar vermeyecek, onların izninin olduğu yollar olmalıdır.

KAYNAKÇA

https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0190962203027373?casa_token=c57AA_rymGQAAAAA:cwjSVuskp7L-iX5-pTddNqiu6c_w6ndT3HtGs4Lri9n9SpxyvxQV-Zz92dpfw1vU1SAUalvkCin4

https://www.turktime.com/haber/cocuklari-gidiklamanin-zararlari/519016

IŞIK, Esra, and Zeynep ÇETİN. “Aile İçi Şiddetin Bir Türü: Kardeş İstismarı.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz