Davranışa Duyusal Ve Emosyonel Bakış

Hazal Çalış

Tekrardan merhabalar J

Çocukların strese karşı sergilediği davranışları ilintilendirmeye kaldığımız yerden devam!

Bir önceki blog yazımda konu aldığım regülasyon ve rezilyansla ilişkili davranışsal süreçlere farklı bir perspektiften bakmak üzere tekrar sizinleyim.  Bundan önce etkileşim ve iletişimin kesintiye uğradığı davranışın beraberinde getirdiği disregülasyona ve regülasyonun oyun oynamayla bağlantısına değindim ancak daha önceki yazımı okumayanlar için tekrar self regülasyondan bahsetmek istiyorum. Self-regülasyon bir çocuğun stresle efektif ve verimli bir biçimde başa çıkma ve ardından sakin bir şekilde odaklanma ve uyanık olma durumuna dönme becerisini ifade etmektedir. Regülasyon, bulunulan ortama uygun duygu ve davranışlar üretebilmeye ek olarak otokontrolü de beraberinde getirmektedir.  Bir çocuk hipo-uyarılmadan hiper-uyarılmaya geçişleri ne kadar sorunsuz yapabilir ve sakin şekilde odaklanmış ve uyanık olmaya geri dönebilirse, çocuğun optimal regülasyonunun o kadar iyi olduğu söylenir (Shanker, 2013). Çocuklar bu stresörler ile etkili biçimde başa çıkamadıklarında yineleyici ve ısrarlı şekilde oyuncak gibi nesneleri atmak, ezmek, itmek, tekmelemek, bir şeylere vurmak veya onları ısırmak, uzun süreli çığlıklar atmak gibi saldırgan davranışlar gösterebilir veya kaskatı kesilmek, tepki vermemek gibi çekingen davranışlar sergileyebilirler. Bu davranışlar beynin strese karşı bir yansımasıdır. Bu davranışlara problem olarak bakılmadan önce sorgulanması gereken davranışa sebep olan problem olmalıdır. Yaşanılan durum davranışsal mı duyusal mı şeklinde düşünmek yerine bu davranışa sebep olan emosyonel, duyusal veya iletişimsel sorunlar olabilir mi şeklinde davranışa geniş bir perspektiften bakmalıyız. Çocuk problemli olarak adlandırılan davranışı sergilerken bir şeyden kaçınıyor, bir şeyi istiyor, dikkat çekmeye çalışıyor veya duyusal ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor olabilir (Henry ve ark., 2010).

Regülasyonun temelinde duyusal ve emosyonel sistemler yer almaktadır. Bir bebek zaman zaman uykuya geçemediğinde, farklı yüzler veya ortamları deneyimlediğinde ağlamaları ile bakım verenine güvende olduğunu hissettirmesine dair bazı sinyaller gönderir. Ebeveynin bu emosyonel sinyalleri algılayıp bebeğini sevgiyle sakinleştirmesi gerekmektedir çünkü bu sinyaller tıpkı açlık, susuzluk gibi bir ihtiyaçtır tek farkı fizyolojik değil emosyonel olmasıdır. Bebeğin dünyayla olan bağı bakım verendir ve tıpkı beslenmesi konusunda bakım verene ne kadar çok ihtiyacı varsa ko-regülasyonda da o kadar ihtiyacı vardır. Ebeveynin ko-regülasyonu ileriki dönemlerde bebeğin self-regülasyonu için oldukça mühimdir. Bakım verenin ko-regülasyonu sağlaması erken dönemde mimik ve yüz ifadeleri gibi emosyonel sinyalleri gerektirdiği kadar, ten teması, ritmik sallamalar, sakin bir ses tonu ve göz teması gibi duyusal girdileri de gerektirmektedir.

 Taktil sistem hepimizin bildiği gibi regülasyonun temelini oluşturan, anne karnında hamileliğin 6. haftalarında gelişmeye başlayan ilk duyusal sistemimizdir. Keşfetme dokunmakla başlar ve beraberinde sosyal, emosyonel ve kognitif gelişim için gereklidir (Walaszek ve ark., 2018). Ancak her duyusal sistemde olduğu gibi diğer duyulardan ve duygudan ayrılmış şekilde uyarılması özellikle bebeklik ve erken çocuklukta ko-regülasyonda yeterli olmayabilir. Demek istediğim bir bebeğin ihtiyacı olan yalnızca duyusal uyaran almaktan ziyade örneğin duyusal uyarana eşlik eden sevgi dolu bir gülümsemedir. Bu yalnızca duyusal gelişim için değil duygusal gelişim ve iletişim için de elzemdir. Bir çocuğu sadece fırçalamakla, etkileşim içerisindeyken derin basınç masajı yapmanın farkı elbette olmalıdır değil mi? Peki bu taktil uyaran içeren masaj regülasyonu nasıl etkiliyor? Araştırmalar sonucunda ulaşılan bulgular, masajın hem çocuğun hem de ebeveynin stres düzeyini azalttığını, ortak dikkati sağladığını, anne-çocuk bağlanmasına oksitosin düzeyini artırarak katkıda bulunduğunu, fiziksel ve sosyal-duygusal gelişimi ve bağışıklığı güçlendirdiğini belirtmektedir (Onozawa ve ark., 2001). Şimdi sizlerden çok kısa şekilde bu kadar faydası olan masajın, sürekli olarak disregüle davranışlar sergileyen bir çocuk tarafından kabul edilmemesinin ebeveyni nasıl bir çıkmaza sokabileceğini düşünmenizi istiyorum. Bu konuya kısa bir bilgi aktarımından sonra devam ediyor olacağım.

Gözlemlenebilen davranışların bir şeyden kaçınmakla ilişkili olabileceğine iki paragraf önce değinmiştim. Peki bir çocuğun kaçınmasına neden olan şey ne olabilir? Duyu modülasyon bozuklukları çatısı altında yer alan artmış duyusal tepkiler duyu bilgisine tipik olandan daha fazla, hız, yoğunluk ya da süreyle yanıt vermeyle karakterize bir durumdur (Bumin ve ark., 2019). Duyu bilgisine karşı kaçınma davranışı gösteren bu çocuklar ışık, ses, temas ve harekete karşı olağan üstü reaksiyon sergileyebilirler. Annesi tarafından yapılsa dahi temastan hoşlanmama, belirli kumaş veya yiyecek dokularıyla temasa girmekten kaçınma, yüksek seste kulakları kapama, uykuya geçişte ebeveyne ihtiyaç duyma, hareketli aktivitelere karşı çekingen olma gibi duygular yaşayabilirler ve bu duyguların sebep olduğu davranışlar çevreden problemli olarak algılanabilir. Ancak tekrar etmek isterim ki burada davranışa karşı bakış açısı, “Davranış problemi mi yoksa duyusal bir problem mi?” yerine, “Davranışa sebep olan duyusal sorunlar var mı?” şeklinde olmalıdır.

Yapılan çalışmalar sonucunda otizmin tanı kriterlerine duyusal anormalliklerin dahil edilmesinin ardından, otizm tanılı küçük çocuklarda dokunma anormalliklerinin şiddetli, evrensel olarak var olduğunu ve sosyal gelişim için gerekli regülasyon basamaklarının gecikmesiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteren kanıtlar ortaya çıktı. Ebeveyn dokunuşu ko-regülasyonu teşvik etmenin en etkili yoludur ancak otizm tanılı çocukların ebeveynleri dokunmaktan kaçınır çünkü çocukları buna anormal tepki verir. Yapılan bir başka çalışmanın sonuçları otizm tanılı çocuklarda görülen bu taktil kaçınmanın masaj ile tedavi edilebileceğini ve tedavinin gelişimsel sonuçları iyileştirebileceğini göstermektedir (Silva & Schalock, 2013). 

Buna ek olarak regülasyonun sağlanmasında farklı duyusal girdilerin de katkısı vardır. Yaş grubuna ve çocuğun bireysel farklılıklarına göre değişmekle beraber daha önce bahsettiğim gibi ritmik sallamalar buna ek olarak derin basınçlı sarılmalar, sıkıştırmalar, salıncaklar, ritmik müzikler, koşmak, zıplamak, ağır bir şeyleri itmek, çekmek, tırmanmak, baloncuk üflemek, büyük bir sakız çiğnemek veya pipetle su dolu bir kap içerisinde baloncuk çıkarmak gibi aktiviteler çocukların sakinleşmesine faydada bulunmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki bu stratejiler istenmeyen davranıştan sonra yapılırsa bu davranışı destekleyebilir (Henry ve ark., 2010). Bunun yerine bu duyusal ipuçlarını çocuğun öğrenmeye en yakın olduğu ve içsel motivasyonla katılım gösterdiği oyunlarda kullanmak, davranış sergilenmeden rezilyansı geliştirmeye destek olabilir.

KAYNAKÇA

Bumin, G., Akel, B. S., & Öksüz, Ç. (2019). Ergoterapi Teoriler, Modeller ve Uygulama Yaklaşımları. Ankara: Hipokrat Yayınevi.

Henry, D. A., Kane-Wineland, M. & Swindeman, S. (2010). Tools for Tots Sensory Strategies for Toddlers and Preschoolers (D. Demirbaş, Çev.) İstanbul: Hat Baskı Sanatları.

Onozawa, K., Glover, V., Adams, D., Modi, N., & Kumar, R. C. (2001). Infant massage improves mother–infant interaction for mothers with postnatal depression. Journal of affective disorders63(1-3), 201-207.

Shanker, S. (2013). Self-regulation. What is it and why is it important for learning. https://www.ccyp.wa.gov.au/media/1769/report-2012-thinker-in-residence-stuart-shanker-june-2012.pdf

Silva, L., & Schalock, M. (2013). Treatment of tactile impairment in young children with autism: results with qigong massage. International journal of therapeutic massage & bodywork6(4), 12.

Walaszek, R., Maśnik, N., Marszałek, A., Walaszek, K., & Burdacki, M. (2018). Massage efficacy in the treatment of autistic children–a literature review. International Journal of Developmental Disabilities64(4-5), 225-229.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz