Down Sendromunda Farklı Gelişim Alanları ve Ergoterapi

Sena Ezer’in Kaleminden

Down sendromunun hastalık değil “farklılık” olduğundan ve çeşitli özelliklerinden önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Peki Down sendromlu bireylerin farklı gelişim alanlarında nasıl özellikler gösterdiğini ve bu alanlarda ergoterapinin rollerini biliyor muyuz?

Down Sendromu, kromozomal anomalilere bağlı hastalıklar içerisinde en sık görülen, diğer sağlık sorunları ve medikal durumların da eşlik edebildiği, nörofizyolojik ve nöropsikolojik özellikler barındıran genetik kaynaklı bir sendromdur. Farklı tipleri bulunmakla birlikte küçük çekik gözler, kısa parmaklar, avuç içinde tek çizgi, kalın ense gibi benzer bazı tipik özellikleri ile kolayca tanınabilmektedirler.

Down sendromlu bebeklerin çoğu prematüre doğarlar. Zamanında doğanlar da düşük doğum ağırlıklıdır. Doğumdan itibaren hipotoni (düşük kas direnci) mevcuttur. Bu nedenle “gevşek bebek” olarak da isimlendirilirler. Yaşamlarının ilk aylarında diğer bebeklerden çok farklı olmamakla birlikte dördüncü aydan sonra gecikmeler göstermeye başlarlar. Doğumdan itibaren gelişimin her aşamasında beklenen becerilerin kazanılması için erken müdahale programları ve bu program içeriğinde ergoterapist bulunması oldukça önemlidir.

  • Down sendromlu bebekler, motor gelişimde normal gelişim basamaklarını takip etmekte, ancak yaşıtlarının gerisinde kalmaktadırlar. İlerleyen yıllarda el-göz koordinasyonu, denge, görsel-motor aktiviteler, ince ve kaba motor beceriler gibi alanlarda yetersizlikler gözlemlenir. Ergoterapistler, bebeklikten itibaren bu beceriler üzerine yoğunlaşarak kilometre taşları oluşturur. Oturma, emekleme, yürüme gibi becerileri sağlayacak büyük kas kuvvetlerini ve kavrama, nesneleri tutma ve kontrol etme becerilerini sağlayacak küçük kas kuvvetlerini geliştirmeyi amaçlar. Motor beceriler ile ilgili yapılan erken müdahale çalışmaları, ilerleyen yıllarda bireyin kendine bakım ve üretkenlik aktivitelerinin temelini oluşturacak ve bağımsız bir yaşam sürmesine katkı sağlayacaktır.
  • Down sendromlu çocuklarda duyu bütünlüğü ile ilgili yapılan çalışmalarda, normal gelişim gösteren çocuklara göre farklılıklar ve gecikmeler görülmektedir. Motor gelişimde var olan gecikmeler sebebiyle duyusal deneyimleme sınırlanmakta ve duyu bütünlüğü bozulmaktadır. Bu durum, erken dönemde müdahale edilmediği takdirde yaşam boyu bireyi pek çok açıdan etkilemektedir. Vücuttan ve çevreden alınan duyusal bilginin anlamlandırılması prensibine dayanan duyu bütünleme terapisi, ergoterapinin en temel alanlarından biridir.
  • Yanak, dil ve dudak kaslarındaki hipotoni ve zayıflık, anatomik ve fizyolojik farklılıklardan dolayı, Down sendromunda beslenme işlevleri de etkilenmektedir. Emme güçlüğü yaşayan bebekler için ergoterapistler, ebeveynlere bebeğin iyi beslenmesini sağlayacak pozisyonlar ve beslenme teknikleri önerecektir. Bebek büyüdükçe ve kendi kendine beslenmeye hazır olduğunda, çocuğun becerilerine uygun olacak şekilde beslenme çalışmaları, çatal-bıçak kullanımı için ince motor beceriler ile ilgili aktiviteler ve adaptif malzeme kullanımı, iki elin birbiriyle koordinasyonlu şekilde kullanımı üzerine çalışılır.

Down sendromlu çocuklarda, artmış oral duyarlılık (hipersensitivite) veya azalmış oral duyarlılık (hiposensitivite) da görülebilmektedir. Oral hipersensitivite durumu, yaşına uygun olarak verilen gıdayı reddetme, gıdanın tadı, kokusu ve sıcaklığından rahatsız olma, ağız çevresine dokunulduğunda aşırı tepki verme gibi davranışlar şeklindedir. Oral hiposensitivite ise ağzındaki yiyeceği fark edememe, ağzını fazla doldurma ve yiyeceği uzun süre ağzında tutma gibi davranışlarla karakterizedir. Ergoterapistler, beslenme ile ilgili müdahale planı esnasında bu yönlere de odaklanmaktadır.

  • Down sendromlu bireyler, sahip oldukları zihinsel becerilere de bağlı olarak sosyal beceri göstermede, sözel olmayan iletişim becerilerini anlamada ve empati kurmada yeterli becerilere sahip olmayabilirler. Aşırı hareketlilik, kendilerine veya başkalarına zarar verme, içe kapanma, hırçınlık ve ağlama davranışları sık görülebilen davranışlardan bazılarıdır. Ergoterapistler, bu gibi davranışsal ve duygusal problemlere odaklanarak olumsuz davranışları azaltmayı ve bunlardan doğan sosyal beceri yetersizlikleri ile başa çıkmayı amaçlar. Erken yaşlardan itibaren bireyin iletişim becerilerini ve topluma katılımını arttırıcı teknikler uygulanır.
  • Öğrenebilmek ve oynayabilmek için yaşa uygun dikkat ve konsantrasyon süresi gereklidir. Down Sendromlu çocuklar çoğunlukla konsantrasyon ve dikkat becerilerinde çeşitli problemler yaşamaktadır. Ergoterapistler tarafından bu tür zihinsel becerilere odaklanmak, hem çocuğun o anki gelişim seviyesinde var olan aktivitelerini gerçekleştirebilmesi hem de ileride okul ve iş hayatında büyük ölçüde bağımsız biçimde yer alabilmesi için oldukça önemlidir. Dikkat ve konsantrasyon becerileri arttıkça, çocuk daha az kaygı duyacak ve özgüveninde artış meydana gelecektir.

Tüm bu gelişim alanları birbiriyle yakından ilişkilidir ve birbirinden bağımsız düşünülemez. Bir alanda uygulanan müdahale planı birçok alanı etkilemektedir. Bebeklik döneminden itibaren uygulanan ergoterapi müdahaleleri, birçok durumda olduğu gibi Down sendromlu bireylerde de oldukça önemlidir. Hem bireyin kendisine hem de çevresine uygulanabilen ergoterapi stratejileri, bireyin tüm hayatına yansıyarak yaşam kalitesini önemli ölçüde arttırmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz