Daha Sadece (?) Çocuk

Sena Ezer

Travma, bireyin fiziksel ve ruhsal sağlığını önemli ölçüde etkileyen olaylar bütünü olarak tanımlanır. Şüphesiz yaşanan her travmanın bireyler üzerindeki etkisi de farklı olur. Ancak çocukların veya yetişkinlerin dünyayı algılama biçimleri de farklı olduğundan bu farkın iki çocuk veya iki yetişkine göre daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. Bu yazımızda travmanın özellikle çocukların ruh dünyasında nasıl karşılık bulduğundan ve yıkıcı etkileriyle başa çıkmak için neler yapılabileceğinden bahsedeceğiz.

Tüm çocuklar duygu, düşünce ve ruh hallerini etkileyen stresli olaylar yaşayabilir ve zor zamanlardan geçebilirler. Böyle durumlarda “O sadece bir çocuk, bütün bunlarla nasıl baş edebilir?” diye düşünmemek gerekir. Çünkü çocuklar, hayal gücü ve zorluklarla başa çıkma yetenekleriyle yetişkinlere nazaran daha iyi ve hızlı şekilde iyileşme eğilimi gösterirler. Ancak bununla birlikte bazen, yakınlarının beklenmedik ölümü, kazalar, istismarlar, olumsuz boşanma, hastalık gibi pek çok farklı nedenden uzun vadede etkilenebilirler. Semptomlar uzun süre devam ettiğinde ise “travma sonrası stres bozukluğu” teşhisi konabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan çocuklarda görülebilecek davranışlar:

  • Korku, çaresizlik hisleri
  • Asabiyet, saldırganlık, şiddet içerikli davranışlar
  • Olayla ilgili kabuslar
  • Aniden tekrar tekrar hatırlanan görüntüler
  • Yeme bozuklukları
  • Olayları hatırlatan herhangi bir şeye aşırı tepki verme
  • Olayla alakalı duygu ve düşüncelerden, kişi ve mekanlardan kaçma
  • Konsantrasyon, dikkat bozuklukları
  • Çeşit çeşit davranışlarla ilgi çekmeye çalışma
  • Arkadaş edinme problemleri
  • İçe kapanıklık, iletişimde isteksizlik
  • Regresif davranışlar (parmak emme, alt ıslatma vs.)

Travmatik Bir Yaşantı Sonrası Çocuğa Yaklaşım

Çocuk kendi başına veya ailesiyle birlikte travmatik bir olaya maruz kaldığında çocuğun bu olayı nasıl algılayacağı büyük ölçüde çevresindeki yetişkinlere bağlıdır. Çocuk bu olayı büyük olasılıkla ilk kez yaşadığından planlı davranışlar sergileyemeyecektir. Bu sebeple öncelikli olarak yapacağı şey anne babasını izlemek olacaktır.

  • Ebeveynlerin yapması gereken ilk şey kendi travmalarının farkına varmaktır. Ebeveynlerin çocukla birlikte veya geçmişte yaşadıkları olumsuz deneyimleri atlatmaları ve tetiklenmesini önlemeleri çocuğa yardım etmenin ilk basamağıdır.
  • Travma sonrası topluma yeniden uyum sürecinde çocuk, anne ve babasının sevgisine her zamankinden fazla ihtiyaç duymaktadır. Dolayısıyla ebeveynlerin, olduğundan fazla zaman ayırması gerekebilir.
  • Hazır olduğu takdirde olay ile ilgili konuşabileceği ve hislerini rahatça paylaşabileceği konusunda güvence verilmelidir. Henüz paylaşmaya hazır değilse zorlanmamalı, konuşmak istemezse resim, oyun, günlük, öykü yazma gibi duygularını ifade etmeye yönelik alternatifler sunulmalıdır.
  • Ebeveynler olabildiğince kendi yaşadığı duygular konusunda çocuğa açık olmalıdır. Böylece çocuk da duygularını paylaşmak için daha rahat hissedecektir.
  • Çocuğun regresif davranışları eleştirilmemeli, anlayışla karşılanmalıdır.
  • Her konuda anlattıkları dinlenmeli, konuşması için fırsat tanınmalı ve kendisini önemli hissetmesi sağlanmalıdır.
  • Bu süreçte günlük yaşamda radikal değişiklikler yapmamak ve rutini korumak önemlidir.
  • Bir sınır koyulduğu sürece uyku-yemek saatlerinde daha esnek davranılabilir.
  • Okula gidiyorsa eğitmenlerinden destek alınmalıdır.

Ergoterapi Yaklaşımı

Travma sonrası stres bozukluğu, bireyin yaşamını ciddi şekilde etkileyebilen bir durumdur. Ergoterapistler, çocukların günlük yaşamdaki aktivitelerinde yeniden aktif olabilmelerini sağlamaya yönelik çalışmalar yapar. Çocuğun bilişsel seviyeleri ve duygusal işlevlerini değerlendirerek, farklı disiplinlerle birlikte çalışarak bağımsızlık kapasitesini geliştirmeye, arttırmaya yönelik müdahale planları oluşturur. Duygusal düzenleme, başa çıkma stratejilerini öğretme gibi pek çok teknikten yararlanılır. Travmayı tetikleyebilecek olay ve durumlara karşı farkındalık oluşmasına yönelik çalışmalar yapar. Çocukta meydana gelen anksiyeteyi azaltmaya yönelik gevşeme teknikleri gibi farklı teknikler kullanılır.

Ergoterapistler, çocuğun istek ve gönüllülüğü doğrultusunda becerilerini geliştirme veya yeniden öğrenme, sosyal hayata adapte olma gibi alanlarda teşvik eder. Çocuğun güçlü yönleri ve ihtiyaçları değerlendirilir, gözemler yapılır. Egzersizler, bilişsel terapi, terapötik oyun gibi teknikler kullanılır. Erken dönemde gerekirse postüral yönetim çalışmaları yapılır, günlük yaşam aktivitelerine katılmak için en iyi pozisyon bulunarak gerekirse tekerlekli sandalye, kol ateli gibi çeşitli ekipmanlar kullanılabilir.  Çocuk hazır hissettiğinde ise beslenme, giyinme gibi kendine bakım faaliyetlerine bağımsız katılım teşvik edilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz