Çocuklara “Engeli” Anlatmak

Sena Ezer’in Kaleminden

Çocukluk bazı tutum ve davranışların temelini oluşturan, düşüncelerin şekillendiği ve bireyi kendisi yapan çoğu özelliği kazandıran çok özel ve önemli bir dönemdir. Bu dönemde başta aile olmak üzere çocuğun çevresinde bulunan herkes, çocuğun kişiliğinin ve çevresine olan tutumunun belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Herhangi bir engele veya kısıtlılığa sahip bireylere davranış ve düşünce şeklimiz de büyük ölçüde bu dönemde ortaya çıkmaya başlayan tutumlardan bir tanesidir.

Kısıtlılıklara sahip bireyler günlük yaşamımızda hemen her alanında bulunmaktadır. Kimi zaman çocukların en yakınları, çevrelerinden biri veya kendilerinde engel yaratacak bir durum var olabilir. Çocukların meraklı, öğrenmeye açık ve önyargısız oldukları düşünüldüğünde kendilerine farklı gelebilecek böyle bir durumda en yakınlarını örnek alacaklardır. Bu yüzden ilk olarak ebeveyn tutumu çok önemlidir.

Çocuk ve annesi sokakta yürürken koltuk değnekleri kullanan bir çocuk gördüklerini varsayalım. Çocuk bu durumu anlamayıp merakla annesine sorduğunda annesi “Çok yaramazlık yaptığı için bu değnekleri kullanmak zorunda kalmış, o yüzden sen sakın yapma.” gibi ifadeler kullanırsa, çocuk uzun süre bunun bir ceza olduğu düşüncesine kapılacak, belki de çevresinde bulunan engele sahip bireylere bu düşünceyle yaklaşacaktır. Oysaki annenin “Bazı insanlar bacaklarını hareket ettirmekte zorlanabilir, kullandığı değnekler onun daha rahat yürümesini sağlıyor.” gibi açık ve anlaşılır bir biçimde ifade etmesi, çocuğun bakış açısını geliştirmesi ve farklılıklara karşı nasıl davranması gerektiğinin öğrenmesi konusunda önemli ölçüde yararlı olacaktır.

Okul ortamı, evden sonra çocukların öğrenme ve gelişimlerine en çok katkı sağlayan yerdir. Çocuğun kendisinden farklı bireylere karşı oluşturacağı tutum konusunda aile kadar öğretmenleri ve arkadaşlarının davranışları da önemlidir. Aileler gibi öğretmenlerin de “İnsanları birbirinden ayıran farklı özellikler vardır ve bu özellikler her birimizi benzeriz kılar. Canlılar birbirleriyle empati yapmalı ve anlayış göstermelidir.” şeklinde çeşitli yollarla çocukları bilgilendirmesi, öğrencilerin hep birlikte konuyla ilgili videolar, çizgi filmler izlemesi, kitaplar okuması başlangıç için yararlı olabilir. Aile ile iş birliği içinde olmak önemlidir.

 Daha sonra belirtilen özelliklere sahip bir akranları sınıfa getirilerek öğretmen gözetiminde oyunlar, aktiviteler düzenlenebilir. Böylece çocuklar bahsedilen kısıtlılığı daha iyi anlamış, empati kurmuş ve üzerinde düşünme fırsatı yakalamış olurlar.

 Çocuklar yeni teknolojik aletlere çok çabuk ilgi gösterebilirler. Bu nedenle örneğin işitme engelli birinin kullandığı işitme cihazı hakkında bilgi vermek, ilgilerini arttırmayı sağlayacaktır. Görme engelli bir çocukla birlikte neler oynanabileceğini düşünmek, tekerlekli sandalyeye sahip bir birey için okulda yapılabilecek düzenlemeleri konuşmak ve yapmak farkındalık arttırmaya yönelik bazı aktivitelerdendir. Aynı zamanda okulda konferanslar düzenlenerek bedensel veya zihinsel engele sahip bir yetişkinin konuşma yapması ve çocukların ona sorular sorarak anlamaya çalışmaları da çocukların kısıtlılıklara sahip bir bireyin yapabileceklerini ve aslında zihnimizde oluşturduklarımız dışında hiçbir şeyin gerçekten “engel” olmadığını anlamalarını sağlar.

Engeller konusunda küçük yaşlardan itibaren çocukların eğitilmesi, çocukların dünyaya bakış açısını değiştirmekle birlikte saygı, empati, anlayış konularında gelişmelerini sağlasa da engelli bireylerin daha yaşanılır bir dünyada yaşamaları için de önem arz eder. Ne kadar çocuk eğitilirse engelli bireylere karşı damgalama, önyargı o kadar azalır, farklılıklara verilen değer artar. Engele sahip bireylerin de sosyal hayatın, iş hayatının, günlük yaşamın daha fazla içinde olması sağlanır.

Kitap okumak küçük yaşlarımızdan beri en temel bilgi kaynaklarımızdan olduğundan, yazımızı bitirmeden önce çocuklara farklılıklar ve engeller konularını barındıran ve bu konuda farkındalıklarını arttırabilecek bazı kitaplar önerebiliriz:

3+ yaş

Tavşan Bonbon, arkadaşları gibi uzun, bembeyaz kulakları olsun istiyordu. Onun bembeyaz, mini minnacık ve çok sevimli kulakları vardı. Kulaklarını uzatmanın bir yolunu bulmak için neler denemedi ki!

 4+ yaş

Bir gün, çobanın sürüsündeki keçilerden biri doğurur. Bu sevimli yavrunun sürüdeki diğer yavrulardan farklı olduğunu hemen anlar çoban. Yavrunun ön bacakları tutmuyordur! Dağlarda, bayırlarda bu yavru keçi ne yapacaktır?

3+ yaş

Küçük baykuşun kanatları kırmızı ve güçlü değildi. Keşke bir arkadaşı olsaydı, onunla ne çok oyun oynardı. Belki uçmasına yardım ederdi. Rüzgârlı bir gece üzgün üzgün otururken bir çıtırtı duyuldu. Küçük bir fareydi bu… 

3+ yaş

Balköpüğü, Ay’a yürüteciyle ayak basan ilk çocuk oluyor! Bakalım köpeği Maki ile çıktığı uzay yolculuğunda Balköpüğü ’nü nasıl bir macera bekliyor.

7+ yaş

Sevgi parka gitmek için sabırsızlanıyordur ama otizmli kardeşi Barış’ı da götürmek isteyip istemediğinden emin değildir. Barış farklı davranan bir çocuktur. Sevgi için Barış’ı anlamak zordur ama Barış parkta kaybolunca onu bulmanın en iyi yolunun dünyaya farklı gözlerle, yani Barış’ın gözleriyle bakmak olduğunu anlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz