Çocuklara Çevre Bilinci Nasıl Kazandırılır?

Büşra Ulu’nun Kaleminden

  Doğayla bağımızın giderek azaldığı günümüz dijital çağında çocuklar maalesef çevrelerini yeterince tanımadan büyüyor. Uzmanlar küçük yaştan itibaren çevre bilincinin çocuklara aktarılmasının oldukça önemli olduğunu vurguluyor. Çocukların bilişsel, duyusal ve psiko-motor öğrenme alanlarına hitap eden bu eğitim ne kadar erken yaşlarda başlarsa o kadar etkili olacaktır.

Çocuklarımıza doğa sevgisi aşılamak ve çevre bilinci oluşturabilmek adına onları küçük yaştan itibaren doğayla tanıştırmamız gerekir. Doğayı korumak, ortak kullanım alanlarımıza saygı duymak, çevreye duyarlılık kazandırmak, canlıların yaşam alanlarına zarar vermemek çocuklarda çevre bilinci kazandırmanın temel amaçlarını oluşturmaktadır. Özellikle çocukların doğaya ve doğada bulunan tüm hayvanlara, bitkilere biraz daha ilgisi olduğunu düşünürsek bu süreç onlar için çok daha keyifli geçecektir. Çocuklar için farklı hayvan ve bitkileri incelemek, koşmak, ağaçlara tırmanmak, toprakla oynamak her daim keyif alabileceği aktivitelerin başında gelmektedir. Peki, çocuklarda çevre bilinci ve doğa sevgisi kazandırmak için neler yapabiliriz?

  Konu ne olursa olsun, her konuda eğitimi çocuklar öncelikle ailede alıyor. Çocuklar genelde ebeveynlerinin söylediklerini değil onların yaptıklarını uygularlar, anne ve babalarının davranışlarını gözlemler ve sosyal öğrenme yoluyla da ebeveynlerini taklit ederler. Onlara doğayı korumanın önemini anlatıp uyarmaktansa, çevreye verdiği değeri uygulamada gösteren anne baba olmak çevre bilincinin aşılanmasında oldukça etkilidir. Bu yüzden çocuklarınızı, ailenizdeki bireyleri ve akrabalarınızı küçük yaştan itibaren uygulamalı olarak  çevre ve doğa konusunda bilinçlendirin. Çevreyi korumanın önemini ve içinde yaşadığımız dünyanın doğal dengesini anlatın. Hayvan sevgisi aşılayın. Kedilerden, köpeklerden, böceklerden korkmayacak şekilde yetiştirin. Geri dönüşüm yapmayı öğretin. Bizlerin doğanın bir parçası olduğumuzu aktarın. Bunları olabilecek her fırsatta vurgulayın.

  Bol bol doğaya çıkın, açık hava aktiviteleri yapın. Şehir hayatı bizleri fiziksel, psikolojik ve sosyal olarak olumsuz etkileyebilmektedir hem bu durumdan uzaklaşmak hem de doğayla barışık çocuklar yetiştirmek için fırsat buldukça doğaya çıkmak gerek. Hafta sonları çocuklarınızla doğa yürüyüşlerine ya da kampa çıkın. Olabildiğince doğada yapılabilecek, açık hava aktivitelerini tercih edin, çocuklarınızla birlikte parklara gidin, piknik yapın. Çocuklarınızı izci kampı tarzı kamplara göndermek  hem gelişimleri hem de doğayı tanımaları açısından faydalı olacaktır.

  Eğitim vermeliyiz. Eğitim her yaşta olması gerektiği gibi küçük yaşta verilen eğitim daha etkili ve kalıcı olmaktadır burada en önemli iş her zaman olduğu gibi anne ve babaya düşmektedir; onların çevre bilinci seviyesi, çocuklara direk olarak etki edeceği için, çocukların eğitimi yanında anne ve babanın ebeveyn olarak diğer konularda eğitilmesinin yanında, çevre ve doğa bilinci üzerine de yeterli eğitimi almaları, bilgi ile donatılmaları ve bu bilgileri çocuklarla paylaşmaları gerekmektedir.

 Bahçede, ormanda vakit geçiremiyorsanız evinizde saksı bitkileri yetiştirebilir birkaçını çocuğunuza verip, sorumluluğu onun almasını ve bitkilere onun bakmasını isteyebilirsiniz. Bahçeli bir evde yaşıyorsanız eğer çocuğunuzla birlikte bahçede bitkiler yetiştirebilir onunla ilgilenmesini isteyebilir, bahçedeki çiçeklerden birkaçını onun sorumluluğuna bırakabilirsiniz. Hayvanlar içinde o sevgiyi oluşturabilmek için barınaklardan bir hayvan sahiplenebilirsiniz, böylelikle hayvanlardan korkmayan, onlara ilgiyle yaklaşan, sokak hayvanlarını önemseyen ve değer veren bireyler yetiştirmiş olacaksınız. Bu tarz görevler hem çocuğunuzun sorumluluk bilincini artıracak hem de doğaya yakınlaşmasını sağlayacaktır.

  Bazı kanallarda doğal yaşamı anlatan çok keyifli belgeseller yayınlanıyor. Bu tarz belgeseller hem çok şey öğretiyor hem de izlerken oldukça keyif veriyor. Ailecek her hafta bir ya da iki doğa belgeseli izleyebilirsiniz böylece hem çevre bilinci oluşturmuş hem de çevresini, doğayı, hayvanları tanıyan kültürlü bireyler yetiştirmiş olacaksınız. İzlediğiniz belgeseller üzerine ailece beyin fırtınası da yapabilirsiniz. Örneğin okyanuslardaki suyun ısınması ve kutuplardaki buzulların erimesi ile ilgili bir belgeselden sonra küresel ısınma gibi genel bir sorunun önüne geçebilmek için bireysel olarak neler yapabileceğinize odaklanabilirsiniz. Çocuklar genelleştirilmiş ve soyut kavramları anlamlandırmakta zorlandıkları için bu tarz konuşmaları basit ve öznele indirgeyerek “Peki sen neler yapabilirsin? Musluğu ihtiyacın olmadığında kapatırsan suyun boşa gitmemesini sağlamış olursun” tarzında diyaloglar geliştirebilirsiniz. Bu noktada tasarruf etmenin ne olduğundan ve öneminden de bahsedebilirsiniz. “Eğer musluğu ihtiyacımız yokken de açık tutarsak su boşa gider. Sadece bugün değil, yarın ve gelecekte de suya ulaşabilmemiz için gereken miktardan fazlasını kullanmamaya özen göstermeliyiz.” Tasarruflu olmak zevklerimiz ve sorumluluklarımız arasında bir denge kurmaktır. Bize tüm ihtiyaçlarımızı sunan doğaya karşı sorumluluklarımız olduğunu ufak ve basit açıklamalarla anlatabilirsiniz.

  Umudumuz gelecek nesillerde. Bu yüzden nereden geldiğini unutmayan, doğayı tanıyan, seven ve çevreyi önemseyen çocuklar yetiştirmek çok önemli. Böylelikle çevre bilincine sahip gençlerin, liderlerin, profesyonellerin ve siyasetçilerin olduğu ve herkesin doğayla uyum içinde yaşamaya gayret ettiği bir dünyada yaşayabiliriz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz