Sahtekarların Arasında

Büşra Ulu

  Hemen hemen herkes hayatının bir döneminde, kötü olaylar yaşar ve zorlu bir süreçten geçer. Bazılarımız bununla başa çıkabilirken, bazılarımız için yaşadığımız olaylar travma ile sonuçlanır ve psikolojik rahatsızlıkları tetikleyebilir. Psikolojik hastalıklar genellikle, genetik, çevresel nedenler ve geçmiş travmalarla tetiklenir. Bazı psikolojik rahatsızlıklar psikoterapi ya da ilaçla tedavi edilebilirken, bazıları ise daha ağırdır ve hastanın yaşam kalitesini düşürür. Kişinin gerçeklik algısını etkileyen pek çok ruhsal hastalık bulumaktadır. Capgras sendromu ya da diğer adıyla “sahtekarlık sendromu” da bunlardan birisidir. İnsanların gerçeklik algılarını etkileyen bu Capgras sendromu nedir, yakından bakalım.

Capgras Sendromu Nedir | e-Psikiyatri

  Capgras sendromu adıyla bilinen bu psikotik bozukluk, ilk kez 1923 yılında Fransız psikiyatr Capgras tarafından detaylı bir şekilde tanımlanmıştır. Psikiyatr, mirasına konabilmek ve mülkünü elinden alabilmek amacıyla önce kocasının ve sonra kızının yerini alan sahtekârlardan – ya da gerçeğin tamamıyla benzeri olan kopyalardan – söz eden bir kadının vakasını kayda geçirmişlerdir.

Beyinde Hayaletler Oluşturan Hastalık: Capgras Sendromu - onedio.com

  Bu ruhsal hastalıklarda, hastalar genellikle yakın akraba olduğu bir kişinin tıpatıp benzeriyle yer değiştirdiğine inanır. Ama işin ilginç yanı bu durum cansız nesnelere karşı da yaşanabilmektedir. Bu durumun güzel bir örneği Capgras sendromu görülen hastalardan birinin yazdığı şu cümlede görülmektedir: “Aşağıda küçük bir derenin aktığı, ağaçlık ve dik bir yamaca gelene kadar yürüdüm. Orada oturup biraz dinlendim. Sonra saatimi inceledim. Bunun benim saatim olmadığını düşündüm, polis tarafından yapılmış iyi bir taklitti. Bu yüzden onu da dereye attım.” Bu gibi olayların dışında bildirilmiş Capgras sendromlu olguların belki de en tuhafı ise kör olan bir hastadır.

  Capgras sendromuna yakalanmış bir hastanın yaşadıklarını anlatan ilginç bir örnek daha paylaşmak isterim.

  ‘Her şey bana biraz garip görünmeye başlıyor, biraz yapay gibi mesela. Kimi zaman, etrafımdaki hiçbir şeyin gerçek olmadığı duygusuna kapılıyorum. Sanki her şey bir sahne ve herkes bir rol oynuyor. Kime gerçekten güvenebilirim? Sonunda cesaretimi toplayıp bu durumdan karıma söz ettim. Bana garip bir şekilde baktı ve bir doktora görünmem gerektiğini söyledi. Bu davranış pek onun yapacağı şey değil. Aslında, kulağa delice geliyor biliyorum ama gitgide daha sıklıkla, bu kadını gerçekten tanıyıp tanımadığımı düşünmeye başladım. Son zamanlarda çok sinirli ve rahatsız görünüyor; eskiden hiç böyle değildi. Aslında tam olarak neyin değiştiğini söyleyemiyorum ama bütün bu ufak tefek değişiklikler, bana bazen onun aslında benim karım olmadığını düşündürüyor. Evlendiğimiz sıralarda çekilmiş eski bir takım fotoğraflarla, yakın zamanlarda çekilmiş olanları karşılaştırdığınızda, bu değişikliklerden bazılarını gerçekten görebilirsiniz. Parmak izlerini karşılaştırmak bir şeyleri kanıtlayabilir mi diye merak ediyorum…’

  Örnekte olduğu gibi sendrom nedeniyle annenizden bile şüphe duyabilir, ”Bu anneme çok benziyor, fakat annem değil.” diyebilirsiniz. Evli olduğunuz kişiyi eşiniz olarak kabul etmeyerek, onu istemeyebilir başka birisini karınız veya kocanız olarak görebilirsiniz. Bu durumdan dolayı etrafınızda bulunan insanlara kuşkuyla bakabilir ve onlara güvenmeyebilirsiniz. Bu sendromu yaşayan kişiler çevresinden uzaklaşarak, kendi içlerinde düşünmeye başlar. Şüphecilik, kendisini tehlikede hissetme ve sürekli olarak tetikte olma gibi paranoyak korkular hasta ve yakın çevresi adına tehlike oluşturabilir. Bu kişiler, saldırıda bulunabilir ve kurtulmak adına zaman zaman intihara kalkışabilir.

Kişilerin “Sahteleri” ile Değiştirildiğine İnanma Durumu: Capgras Sendromu

   Kirov ve arkadaşlarının 1994 yılında yaptığı bir çalışmada fonksiyonel pisikozu olan ve hastanede yatan 195 vakada % 4.1 oranında capgras sendromunun var olduğunu göstermişlerdir . Capgras sendromu nadiren tek başına görülebilen bir durumdur. Genellikle tanısı konulmuş bir psikotik hastalık veya organik etyolojiye eşlik eder. Literatürde bildirilen olguların % 70’inde bu sendrom fonksiyonel bir psikozla ilişkilendirilmiştir. Olguların çoğunluğunda psikoz paranoid şizofreni tipindedir. Ancak psikotik özellikli mani veya depresyonda, şizoaffektif bozuklukta da görülebilir. Hastalığın süresi, düşünce içeriğinin kapsamı ve başlangıç yaşı ile ilgili veriler yoktur. Ayrıca cinsiyetler konusundaki farklılıklar ile ilgili bilgi de yetersizdir. Capgras sendromunun % 25-40 oranında genel tıbbi bozukluğa bağlı olarak da gelişebildiği tahmin edilmektedir. Bu bozukluklar arasında Madde intoksikasyon ve yoksunluğu, enfeksiyon ve ansefalit, endokrin bozukluklar, epilepsi, kafa travmaları, beyin tümörleri, deliryum, demans, lityum entoksikasyonu ve migren sayılabilir. Ayrıca capgrasın birlikte görülebildiği durumlar arasında psödohipoparatiroidi, bakır zehirlenmesi, klorakin kullanımına bağlı psikoz, B12 vitamini eksikliği ve EKT sonrası gelişen psikotik ataklar sayılabilir.

   Capgras sendromunun etyoloyopatogenezinde özellikle sağ hemisfer, frontal ve temporal loblar üzerinde durulmuştur. Nörokimyasal olarak da dopamin ve seratonin dengesizliğinden bahsedilmektedir. Nöropsikolojik yaklaşım henüz başlangıç aşamasında olup, bu alandaki gelişmeler aynı zamanda diğer psikotik durumları açıklamamıza da ışık tutacaktır. Etyopatogenezde tek bir modelden çok, bilişsel ve algısal bozulma, organik bozukluk, paranoid düşünce yapısı ve psikodinamik faktörlerin bileşimi göz önünde bulundurulmalıdır.

TEDAVİ:

  Kesinleşmiş bir tedavi sistemi olmamakla beraber, kişinin bu süreçte psikolojik destek alması gerektiği belirtiliyor. Doktor kontrolünde alınan ilaçların da hastalığın belirtilerini azalttığı biliniyor. Tedavi için öncelikle sendromun altında yatan neden araştırılıyor. En etkili tedavinin ise, sendromdan etkilenen kişinin güvende hissettiği, olumlu bir ortam oluşturmak olduğu belirtiliyor.

Tedavi sürecinde öncelikle genel tıbbi duruma ait bir patoloji varlığı mutlaka araştırılmalıdır. Bu durum sonrasında temeldeki psikiyatrik bozukluğa yönelik tedavi yapılmalıdır. Capgras sendromunun eşlik ettiği en sık hastalık olan Paranoid şizofreninin tedavisinde Atipik nöroleptiklere yönelik bilgiler yetersiz ve yok denecek kadar azdır. Daha çok depo nöroleptikler, pimozid, trifluperazin ve haloperidol ile yapılmış çalışmalar mevcuttur. Paranoid şizofreni dışında mood bozukluklarında görülen Capgras sendromunun, uygun tedaviyle atak sonrasında tama yakın düzeldiği bildirilmiştir.

ERGOTERAPİ İLE NELER YAPILABİLİR

  Ergoterapi müdahalelerinde yapılan değerlendirme sonucu kişinin ihtiyacına ve katılımına göre bireysel müdahaleler uygulanmaktadır. Amaç kişinin daha bağımsız ve sosyal bir hayat geçirmesini sağlamaktır. Bunu günlük yaşam aktivitelerini, ilaç yönetimini, başa çıkma becerilerini, serbest zaman yönetimini, topluma ulaşımı ve katılımı sağlayarak gerçekleştirirler. Kişinin güvende ve olumlu hissettiği ortamlar oluşturmak da gerçekleştirilecek tedavinin bir parçasıdır. Ruh sağlığı alanında psikiyatrist, ergoterapist, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve hemşirenin yer aldığı interdisipliner bir ekip çalışması yürütülmektedir.

  Ruh sağlığında ergoterapi müdahale yaklaşımları;

  • stresle başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi ve gevşeme tekniklerinin öğretilmesi,
  • duyu bütünlüğü müdahaleleri,
  • muhakeme, düşünme, hatırlama, karar verme, problem çözme gibi becerilerin bilişsel rehabilitasyon ile geliştirilmesi,
  • para idaresi, ulaşım, alışveriş ya da yemek hazırlama gibi günlük yaşam aktivitelerinin geliştirilmesi,
  • zaman yönetimi ve aktivite planlama eğitimi,
  • grup aktiviteleri ile sosyal, iletişimsel becerilerin geliştirilmesi,
  • birey, ailesi, bakım vereni ya da ilgili diğer kişilerin eğitimi,
  • ilgi alanlarının keşfedilmesi ve serbest zaman aktivitelerinin geliştirilmesi için cesaretlendirme,
  • yaratıcı aktiviteler ile benlik kavramının geliştirilmesi (yeterlik, kendine güven)
  • toplumsal katılımın geliştirilmesi ve mesleki rehabilitasyonu içermektedir.

Yukarıda bahsedilen müdahale yaklaşımlarının yapılan değerlendirme sonucu bireyin ihtiyacına, katılımına ve işlevsellik durumuna bakılarak uygulanması gerekmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz