Bizim Günümüz- 27 Ekim

Rana Durmuş’un Kaleminden

27 Ekim, Dünya Ergoterapi günü olarak hem dünyada hem ülkemizde kutlanmaktadır.  Dünya Ergoterapistleri Federasyonu WFOT (World Federation of Occupational Therapists) öncülüğünde Dünya Ergoterapi günü ilk defa 27 Ekim 2010 da kutlanmaya başlandı. Bu tarihten itibaren 27 Ekim, ergoterapinin tanıtılması ve kutlanılması için önemli bir tarih haline geldi.

WFOT her yıl 27 Ekim günü için uluslararası çağrı yapmakta, ergoterapi günü kutlamaları kapsamında farklı temalar belirlemektedir.

WFOT’un 2022 yılına özel teması ise:‘Opportunity + Choice = Justice’ yani Fırsat + Seçim = Adalet

Peki bu hesaplama ne demek? Ergoterapiyle nasıl bağdaşır? sorularını kendi bakış açımla cevaplamak istiyorum.

Ergoterapi literatüründe sağlık; sosyal açıdan değerli ve bireysel olarak anlamlı aktiviteler yoluyla elde edilen fiziksel, zihinsel ve sosyal iyilik hali dengesi; bireyin potansiyelini geliştirebilmesi için kapasite ve fırsatların arttırılması olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım, son yıllarda kabul gören sağlığın sadece hastalık durumuyla ilgili olmadığını iyilik halinin ve yaşam kalitesini sağlığın önemli bir bileşeni olduğunu ifade eder. Sosyoekonomik durum, kültür, siyasi altyapı, toplu ulaşım, sağlık hizmetlerinin kullanılabilirliği ve coğrafi konum gibi pek çok faktör toplum sağlığını etkilemektedir.

Ergoterapistler, sağlık durumunu etkileyen fizyolojik sorunların ötesindeki bağlamı ve koşulları bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirerek kişi merkezli, toplum temelli bir yaklaşımı benimserler. Bu nedenle, ergoterapi uygulamalarında bireylerin ve toplumun sağlığını ve iyilik halini etkileyen özelliklerin farkına vararak, daha geniş bir çerçeveden bakabilmek önemlidir (Wilcock, 2006).

Peki fırsatların arttırılması ne demek? Bir örnek ile düşünelim: Dezavantajlı bir birey ile sağlıklı bir bireyin toplum içerisindeki mobilizasyonu bir mi? veya eğitimde, istihdam olanaklarında sunulan fırsatlar bir mi?

Maalesef ki hayır.

Bizlerin bu konuda (ergoterapist olan olmayan herkes için geçerli) fırsat eşitliği sağlanması ve bu eşitlik durumunun daim olması için var gücümüzle çalışmalar yapmamız gerekir.

Dezavantajlı her bireye eşit olanaklar sağlamak için stigmaya karşı mücadeleyi, bağımsız yaşam olanakları, bağımsız aktivitelerine katılmalarını sağlamayı, daha çok sosyal entegrasyon teşvik etmeyi, eğitim olanaklarının zenginleştirilmesini, kaliteli ve ulaşılabilir bakım hizmetlerini, yaşam boyu öğrenmeyi içeren çok yönlü stratejiler aramalıyız. Bulma konusunda özellikle bir ergoterapistten yardım alabiliriz. Bulduktan sonra ise bu stratejileri din, dil, ırk ve engel oranı fark etmeksizin uygulamaya koymalıyız.

Peki sadece kendi açımızdan düşünecek olsak bile önümüze fırsatlar konuldu veya beklenmedik bir anda çıkıverdi. Kaçımız aslında o fırsatı gerçekten istiyor. Kaçımız gönlünce o fırsatı seçiyor? Hayat önümüze fırsatlar çıkmasından ibaret değil o fırsatların bize gerçekten yarayıp yaramadığından ve bizim o seçimi gönülden isteyerek yapıp yapmamızdan ibaret aslında. Bu yargı tüm bireyler için geçerlidir zannımca.

Yavaş yavaş toplayacak olursam gerek sağlıklı gerek dezavantajlı tüm bireyler için eşit imkanlar önümüzde olsa da maalesef adil bir şekilde bu imkanlardan yararlanamayabiliriz. Çünkü kimimizin bu imkana bizden daha çok faydalanması gerekirken diğerini ilgilendirmeyen bir imkân olabilir. Yani o çok bilinen cümle yine karşımıza çıkıyor ‘eşitlik adalet demek değildir.’

Peki eşitsizlik = adaletsizlik demek midir? Kesinlikle hayır. Bütün insanlar eşit olsaydı, herkes birbirinin kopyası olurdu. Böyle bir durumda bugünkü gibi bir mesleki çeşitlilikten söz edemezdik. Bazı meslekler açıkta kalırdı ve herkes tüm ihtiyaçlarını kendisi karşılamak zorunda kalırdı, ama yapamazdı. Bütün ağaçlar tek çeşit olsaydı ya hepsi sadece yakacak olurdu ya da hepsi mobilya. Mutlaka bir ihtiyaç açıkta kalırdı. Bunlar birer eşitsizliktir ancak adaletsizlik değildir, doğanın dengesi gereğidir. Doğanın dengesindeki adaleti anlamak için, doğanın bütünündeki tüm unsurları sebep-sonuç ilişkisi çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

Fırsat +Seçim = Adalet derken çok kıymetli mesleğimizin yapı taşlarına da değiniyoruz aslında yaptığımız tüm ergoterapi uygulamasında kişinin aktivite performansını değerlendirip,

Kişiyi kendisi, çevresi ve yapmak istediği veya yapamadığı aktiviteyi analiz edip bu başlıkları da kapsayan bütüncül ve kişi merkezli bir değerlendirmenin sonucu yine kişiye özel müdahaleler, çevresel ve sosyal düzenlemeler ile bireyin hayatına dokumamamız da adaleti sağlar.

Çok kıymetli mesleğimizin değerinin gün geçtikçe arttığı,

Bütünün ne olduğunu bilenlerin ve bütün bakabilenlerin arttığı,

Birlik olabilenlerin, aynada kendini olduğu gibi görebilenlerin arttığı,

Farklılığı zenginlik olarak görebilenlerin, asıl zenginliğin bir hayata olumlu şekilde dokunabilmek olduğunu bilenlerin,

Etik kurallar çevresinden çıkmadan kırmadan, dökmeden saygı çerçevesinde bilgisini, deneyimini karşıya karşılıksız geçirebilenlerin sayısının arttığı bir hayatımız olması umuduyla çalışmalara devam edeceğimiz nice 27 Ekimlerimiz olsun.

Yaşamı anlamlı kılmamızı sağlayan ve yaşam kalitemizi yükselten tüm Ergoterapistlerimizin, Hocalarımızın, Geleceğin Ergoterapistlerinin ve Ergoterapi ‘ye gönül, değer veren herkesin “27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü” kutlu olsun! ✨

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz