Biraz Uyku Bütün İstediğim Buydu

dehb ve uyku
dehb li birey ve uyku problemi

Büşra ULU

  Şöyle gece deliksiz bir şekilde uyuyup , sabah dinlenmiş ve dinç bir şekilde uyanmayı kim istemez ki ? Tabi ki herkes ister dediğinizi duyar gibiyim. Lakin bu durumun sadece bir istekte kaldığı pek çok DEHB’li(Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) birey bulunmakta.

dehb ve uyku

   Çalışmalar DEHB tanılı çocuk ve ergenlerin yaklaşık %25-50’sinin uyku problemlerine sahip olduğunu göstermektedir. Sağlıklı çocuklarda yapılan çalışmalar yetersiz uykunun dikkat ve davranışsal sorunlara, dürtüselliğe , sosyal ve akademik işlevsellikte ciddi bozulmalara yol açtığını göstermektedir. Uyku problemlerinin psikiyatrik problemler için artmış risk ile ilişkili olduğu bulunmuştur. DEHB hastalarında uyku sorunlarının tedavisinde hayat boyu uygulanabilir ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerine ihtiyaç vardır.

 Peki DEHB’li bireyler kimlerdir ?

  Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk çağının en sık görülen nöropsikiyatrik bozukluklarındandır. Amerikan Psikiyatri Birliği Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El kitabında nörogelişimsel bozukluklar başlığı altında sınıflanmıştır. Nörogelişimsel bozukluklar gelişimin erken dönemlerinde ortaya çıkar ve bireysel, toplumsal, eğitsel veya uğraşsal işlevlerde aksamalara yol açan gelişimsel yetersizlikler olarak tanımlanır. DEHB; dikkati sürdürememe, dikkat dağınıklığı, dürtüsellik, irritabilite ve hiperaktivite ile karakterize heterojen, gelişimsel bir bozukluktur. Dikkat eksikliği alt görünümü, hiperaktivite alt görünümü ve bileşik görünüm şeklinde üç klinik görünüme sahiptir. Tanı kriterleri dünya genelinde okul çağı çocukları arasında yaklaşık %5, Türkiye genelinde ise %8 oranında karşılanmaktadır. Bozukluğun etyolojisi tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır ancak en temel rolü genetik etkenlerin oynadığı gösterilmiştir. Prefrontal korteks ile diğer beyin bölgeleri arasındaki ağların yapı ve işlev anormallikleri yanı sıra katekolamin disregülasyonu, özellikle dopaminerjik disfonksiyon ve norepinefrin ile ilgili anormallikler etyolojide önemli yer tutmaktadır.

    Yetersiz uykunun dikkat ve davranışsal sorunlara, dürtüselliğe, sosyal ve akademik işlevsellikte ciddi bozulmalara yol açtığını bilmekteyiz. Normal gelişim gösteren çocuklarda yapılan takip çalışmasında 8 ve 12 yaş değerlendirmelerinde uyku sorunlarının sırasıyla %23 ve %9 olduğu, mevcut uyku problemlerinin psikiyatrik problemler için artmış riski 2,45 kat ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Çalışmalar DEHB tanılı çocuklarda potansiyel uyku problemlerini göstermektedir. Her ne kadar uyku problemleri bu çocuklarda yaygın olarak bildirilse de ilişkilerinin doğası net değildir. Anne-baba bildirimlerine dayanan çalışmalar, DEHB olan çocuklarda uyku problemlerinin yaygınlığının diğer psikiyatrik bozukluklar, sağlıklı kontroller ve sağlıklı kardeşlere göre anlamlı olarak yüksek olduğunu göstermektedir. DEHB olan çocuklarda uyku bozuklukları, nörodavranışsal anormalliğin kendisi ile ilişkili olabileceği gibi hem uyku hem de davranışları etkileyen diğer durumlardan da kaynaklanıyor olabilir.

UYKU VE DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)

    DEHB’si olan çocuklarda uyku değişikliklerinin sadece DEHB ilaçları (özellikle uyarıcıların) kaynaklı olabileceği düşüncesiyle birlikte, çalışmalar bu ilaçların DEHB’de görülen uyku bozukluğu nedenlerinden sadece biri olduğunu ve çocukların DEHB tedavisinden bağımsız olarak kontrollerden daha fazla uyku problemlerine sahip olduğunu göstermektedir. DEHB tanılı çocuk ve ergenlerin yaklaşık % 25-50’si uyku problemleri yaşamaktadır. DEHB’si olan çocuklarda bildirilen en yaygın uyku problemleri arasında uykusuzluk, uykuya veya yatma zamanına direnç, uyanıklığa bağlı uzun süreli yorgunluk ve gündüz uykululuk hali sayılabilir. Kontrol grubu ile karşılaştırıldığında huzursuz bacak sendromu (HBS), uykuda periyodik hareket bozukluğu ve solunumla ilişkili uyku bozuklukları gibi durumlar DEHB tanılı çocuklarda daha sık bildirilmiştir. Bununla birlikte DEHB veya komorbid hastalıklar için kullanılan ilaçlar da uyku bozukluklarına katkıda bulunabilir.

  Huzursuz bacak sendromu(HBS)

   HBS, ekstremitelerde özellikle de bacaklarda tarifi zor, karşı konulması mümkün olmayan hareket etme ihtiyacı ve motor huzursuzlukla tanımlanan anormal duyumla karakterize bir çeşit dizestezidir. İstirahat halinde ortaya çıkması , artması ve harekeket ile rahatlaması tipiktir.

   Klinik örneklemler incelendiğinde DEHB tanılı hastaların %44’e varan oranlarda HBS veya HBS semptomuna sahip olduğu, HSB olanların ise %26’ya varan oranlarda DEHB veya DEHB semptomuna sahip olduğu görülmektedir.

Uykuda periyodik hareket bozukluğu(UPHB)

   Uykuda periyodik olarak tekrarlayan, streotipik ayak, bacak ve kol hareketleri ile şekillenen bir bozukluktur. Hareketler tipik olarak ayak başparmağının dorsifleksiyonuna eşlik eden ayak bileği, diz ve kalçanın parsiyel fleksiyonu şeklindedir.

  HBS, UPHB ve DEHB olan çocuklarda levodopa veya dopamin agonisti pergolide monoterapisinin motor/duyu, davranış ve bilişsel etkileri incelendiğinde dopaminerjik terapinin HBS semptomlarını iyileştirdiği ve UPHB süresini azalttığı görülmüştür. Bununla birlikte dopaminerjik tedavinin DEHB semptomlarını iyileştirdiği ve görsel hafızayı arttırdığı bulunmuştur. DEHB’deki bu iyileşmenin HBS/UPHB ile ilişkili uyku sorunlarının iyileşmesinin bir sonucu olabileceği veya bu iki bozukluğun ortak bir dopaminerjik açığı paylaşabileceği hipotezlerini desteklemektedir.

Solunumla ilişkili uyku bozukluğu

  İnsanların uykuda solunumlarının durmasına apne adı verilir. Uyku apnesi tanısı konulabilmesi için 1 saatlik uyku peryodunda en az 5 kere 10 saniyeden uzun süren apne atağının olması gerekir. Bu hastalar genellikle apne sonrası yüzeyel uykuya geri döndükleri için derin uyku ve REM uykusu uyuyamazlar ve sabahları yorgun uyanırlar.

İnsomnia ve Parasomnia

İnsomnia, kişinin uykuya dalmasına engel olan veya uyumamasına neden olan bir uyku hastalığıdır. Uykusuzluk hastalığı uykuya dalmayı zorlaştırabileceği gibi çok erken uyanmaya ya da uykunun bölünmesine neden olabilen yaygın bir uyku bozukluğudur.

Parasomnia (Uyku Terörü) genellikle ilk 1,5 saatinde, uykunun 3. ve 4. döneminde ortaya çıkan yoğun korku, çığlık atma ve ağlama ile kendini gösteren, kişinin konfüze ve ajite olduğu bir bozukluktur. Çocuklarda daha sık görülür. Bu şekildeki bir çocuğun yanına varıldığında anne babayı görmüyor, uykusu devam ediyor gibi ağlamaya devam eder. Genellikle 15 dakika süren atak uykuya dalma ile sona erer ve uyanınca görülen rüya hatırlanmaz.

   DEHB tanılı çocuklarda sağlıklı kontrollere kıyasla daha fazla uyku-başlangıç problemleri ve parasomnia görülmüştür. DEHB belirtileri ile parasomnia arasında orta düzeyde pozitif korelasyon, okul günlerinde yatma zamanı ile orta düzeyde negatif korelasyon bulunmuştur. DEHB olan çocuklar okul günlerinde kontrollere göre yatmaya daha fazla direnç göstermektedirler. DEHB olan çocuklar gece uyku süreleri daha kısa olmakta ve uyku ile ilgili ritmik hareketler gösterme olasılıkları daha yüksek olmaktadır.

   Yapılan bir çalışmada DEHB grubunda 12 yaşın altında olan ve semptom şiddeti olarak 90 persentil üzerinde olan çocukların diğer çocuklardan daha fazla uykuya dalma zorluğu yaşadıkları, daha fazla parasomni gösterdikleri bulunmuştur. Uyku bozukluğu ve uykuya dalmayla ilgili sorunlar DEHB tanılı ve farmakolojik olarak tedavi almayan çocuklarda tedavi gören çocuklara göre daha sık görülmüştür.

Medya Kullanımı ve Uyku

   Yirmi birinci yüzyılda medya kullanımının yaygınlaşması ve taşınabilir cihaz kullanımının artması medya kullanımı ve etkilerinin bebeklik döneminden itibaren görülmesine yol açmaktadır. Küçük çocuklar tabletler ve elde tutulan cihazlar gibi mobil medyalar ile giderek daha fazla zaman geçirmektedirler. Medya kullanımının çocukların self regulasyonları ve uyku kalitesi ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Uyku süresi daha az olan küçük çocuklarda tablet kullanım süresi ile self regulasyon arasında negatif ilişki gösterilmiştir. Ailelerin self regulasyon sorunları yaşayan çocuklarda medya kullanımını bir çözüm olarak kullanmaları halinde bu durum yaşanılan problemi çözülemez hale getirebilir. DEHB ve medya kullanımı arasında karşılıklı bir ilişki olduğu düşünülmektedir.

dehb ve uyku

Peki ne yapılabilir ?

Sağlıklı uyku uygulamalarına yönelik bazı öneriler

· Uyku saati ve uykusuzluk döngüsünü tutarlı ve düzenli ayarlayın.

· Hafta içi ve hafta sonları tutarlı bir uyanma saati ayarlayın ve uygulayın.

 · Yemekler de dâhil olmak üzere düzenli günlük aktiviteler planlayın.

· Yatak odasında yatmadan önce ve gece boyunca parlak ışıktan kaçının.

 · Sabah ışığa maruz kalma oranını artırarak uyuya kalmadan daha rahat uyanabilmenizi sağlayabilirsiniz.

 · Yatakta uyanıklığı teşvik eden aktiviteleri (TV, cep telefonu kullanımı) sınırlandırın. Elektronik cihazları yatak odasından uzak tutun ve yatmadan önce elektronik kullanımını sınırlayın.

 · İyi davranışlar için bir ödül olarak geç yatmayı ve istenmeyen davranış için bir ceza olarak yatağa gitmeyi kullanmaktan kaçının.

 · Yatak odası dışındaki ortamlarda (örn. Kanepe) uyumaktan kaçınmalısınız.

· Yatmadan önce yoğun egzersizden, ağır yemeklerden, kafeinden ve uyarıcı oyunlardan kaçının.

· Yatmadan önce bilişsel ve duygusal uyarımı azaltın.

· Güvenli ve rahat bir uyku ortamı sağlayın (düşük ses ve ışık seviyeleri, daha serin oda ısısı, yaşa uygun yatak ve uyku yüzeyi).

· Yatmadan önce sıcak bir duş ve masaj yapmak  iyi gelebilir.

· Ağır battaniye, yorgan kullanarak uyku sorunlarını azaltabilirsiniz.

· Sakinleştirici müzikler dinlenebilir.

· Masal, hikaye ,roman  okumak uyku kalitesini arttırabilir.

   DEHB sadece gün boyu süren sorunlar olarak görülmemelidir. DEHB için en uygun tedavi, uyku üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirgemek için uyku hijyeni ve farmakolojik düzenlemelerin yapılmasını içermelidir. DEHB hastalarında uyku sorunlarının tedavisinde hayat boyu uygulanabilir ve kişiselleştirilmiş tedavi stratejilerine ihtiyaç vardır. DEHB’si olan birçok hasta birincil uyku şikâyetiyle başvurabilir. Benzer şekilde, uyku güçlüğü olan birçok hasta da DEHB şikâyetleriyle karşımıza gelebilir. DEHB ve uyku bozuklukları ile ilgilenen klinisyenler, birçok hastada uygun çözümler elde etmek için her iki bozukluğun yönetimine yönelik müdahalelere ihtiyaç duyacaktır.

PEKİ ERGOTERAPİSTLER NASIL KATKIDA BULUNURLAR ?

   Ergoterapistler ailenin ve çocuğun günlük yaşam aktivitelerine ve yeteneklerine olan etkisini, kişiyi ne şekilde etkilediğini değerlendirir. Bireylerin uykuya hazırlanmasında  ve uyku sırasında uyku bozukluğuna neden olabilecek tüm etkenleri değerlendirirler. Ailenin günlük rutinini ve uyku rutinini, alışkanlıklarını düzenlemeleri için yardımcı olurlar.

   Bilişsel veya davranışsal terapi müdahaleleri veya duyu entegrasyon stratejilerini dener ve duyu entegrasyonu için kişiye özel ergoterapistin belirleyeceği sıkı veya gevşek pijamalar, ağır veya hafif battaniye, yorgan önerirler. Fiziksel çevrenin kişiye uygun hale getirilmesi ve kişiyi uykuya daha kolay geçişini sağlayabilmesi için sakinleştirici faaliyetler önerilebilir. Aynı zamanda uykuyla bire bir ilişkisi olan yatağın ve odanın ışık derecesini etkileyecek olan perdenin, ışığın derecesinin ve konumunun düzenlenmesi uyku kalitesini etkileyecektir.

   Gündüz uykularını olabildiğince azaltarak uyku düzenini oturtacak şekilde ayarlamalar yapar. Uyku vaktinde kişinin uykuya daha kolay dalabilmesi için gündüz yapılan aktiviteleri kişiye uygun şekilde arttırarak uyku düzenini olumlu şekilde etkilemesini sağlarlar. Ergoterapistler uyku bozukluklarıyla bire bir ilişkisi bulunan sigara ,alkol, madde kullanımı ve gereksiz ilaç kullanımını uygun terapi yöntemlerini kullanarak uyku sağlığını kolaylaştıracaklardır. Ergoterapistler bu alanda hem bireye hem ailesine gerekli desteği vererek, kişinin gündüz performansını arttırarak ve katılımı kolaylaştırarak davranışsal veya çevresel düzenlemelerle bireylerle çalışır, kişinin günlük yaşamdaki bağımsızlığını ve refahını arttırır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz