Benim Yüzümden

İlknur Terdi

Suçluluk; bireyin kendi duygu, düşünce ve davranışlarının sonucunda birine bilerek ya da bilmeden verdiği zarardan dolayı hissettiği duygudur. Bu duygu bir kişiye, olaya ya da ortama özgü olabilmektedir Örneğin; hırsızlık olayı, birine zarar vermek, kötü alışkanlıkların olduğu bir ortam.

Suçluluk duygusu; bireyin kendi kendini eleştirmesi,  değerlendirmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır Bu duygu bireyin doğduğu büyüdüğü ortam, ortamdaki bireyler, bireylerin duygu-düşünce-davranışları, aile içi yaşanan olaylar (şiddet vb.), toplumsal faktörler, maddi manevi zorluklar gibi faktörler ile şekillenmektedir. Ebeveynlerimizin bizlere söylediği sözler, davranış biçimleri de bu durumu etkiler. Örneğin;

 “Sen dersini yapmayınca ben hasta oluyorum.” gibi ifadeler o an ebeveyn için herhangi bir risk görülmeden söylense de aslında çocuğa yüklenen bu sorumluluk duygusu onun için oldukça ağırdır. Ebeveyni ile ilişkisinin sadece dersle ilgili olabileceğini düşünebilir. Ne kadar çabalasa da düşük gelen notlarının onların arasındaki iletişimi etkileyeceğini düşünür. Annesinin rahatsızlığı sonucunda kötüleşmesi ya da vefat etmesi durumunda “Ben derslerimde iyi not alsaydım annem iyi olurdu hastalanmazdı.” gibi bir yargıya  vararak bu durumdan kendini suçlu tutar. Bu durumda ileride çocuğun hayatını, akademik başarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Suçluluk duygusu her ne kadar olumsuz bir ifade olarak bilinse de aslında her duygu gibi bunu da bilmemiz gerek ancak ne aşırı ne de az tam ayarında olmalı bu duygu. Aşırı suçluluk duygusu, pişmanlık sonucunda bireyde iştahsızlık, takıntılık, kendine zarar verme gibi durumlar görülebilir. Örneğin; bir trafik kazası sonucunda “Ne vardı ki dışarı çıktım yarın gitsem de olurdu ya da başka yoldan gitseydim, daha dikkatli olsaydım yaşanmazdı belki de.” gibi düşünceler yer alır beynimizde. Suçluluk duygusu az olan bir birey için, başkasına zarar verdikten sonra bireyde suçluluk duygusu olmalı ki yaptığı hataları görsün, ders çıkarsın ve bir daha bu hatayı yapmamak için çabalasın.Suçluluk duygusu belirtileriÖzgüven eksikliği Affedememe duygusu, kızgınlık duygusu, pişmanlık duygusuMükemmeliyetçilik Endişe, kaygı halleriAşırı vicdan yapma Sürekli düşünme Hayatını kontrol altında tutmaya çalışma Kendini eleştirme, kendini değersiz hissetmeUykusuzluk yorgunluk halsizlikBaşarısızlıkDepresif hissetme Birey; toplum tarafından hoş karşılanmayan duygu, düşünce ve davranışları süper egonun bir parametresi olan vicdan ile kendi kendini eleştirip değerlendirerek bu kurallara uyar. Örneğin; çöpü yere atmamak için elinde tutan insanlar. Birey kimsenin olmadığını görmediğini biliyor ancak yine de çöpü yere atmıyor. Bireyin kendi vicdanı ile ilgili bir olay. Bu durum bireyin vicdanı sayesinde kötü bir davranıştan ve suçluluk duygusundan kaçınmasını sağlamaktadır. Trafik kazası örneğindeki gibi birey hiçbir suçu olmamasına rağmen kendi kendini suçlu tutmaktadır kazadan bireyin kendini bu olaydan sorumlu tutması da iyi değildir. Birey suçunun olmadığını görmeli ve kendini suçlamamalı. Genellikle vicdanı olmayan insanlarda ise suçluluk duygusu ile az karşılaşırız. Bir trafik kazasında “O da oradan geçmeseymiş” gibi bahanelerle olaydan kendini soyutlamaya çalışır. Bu bireyler hatalarını görmeli, nedenini ve nasıl olduğunu bilmeli, bu duygu düşünce ve davranışı değiştirip hatasından ders çıkarmalı.Bu durum ile kendi kendine başa çıkamayan, hayatını aşırı derecede etkileyen bireyler profesyonel destek almalı.Bireyin suçluluk duygusu ile baş edemediği, hayatın işleyişine zarar verecek derecede arttığı durumlarda; bireyin uzman destek alması gerekir. Profesyonel olarak alacağı bu tedavi sürecinde bilişsel davranışçı terapi aracılığıyla çarpık düşüncelerinin, otomatik düşüncelerinin yerini doğru düşünce tarzları alacaktır. Bu sayede birey ben suçluyum, ben değersizim inancından kurtulacaktır.

Ergoterapistler nasıl müdahalede bulunur?

➢ Birey merkezli yaklaşım ön plandadır. Suçluluk duygusu olan insanlar geleceğinidüzgün planlayamaz. Anlık ruh halleri günlük yaşamında birçok aksamalara neden olmaktadır.

➢ Ergoterapistler öncelikle danışanın ihtiyaçlarını ve ilgi alanlarını belirlemelidir. Dahasonra bireyin ilgi ve ihtiyaçlarına göre birey merkezli bir müdahale programı hazırlar.

➢ Bireyin ruh halini etkileyen, duygu durumunu bozan, strese neden olan suçluluk duygusunun nedeni belirlenir ve bireye anlatılır.

➢ Bireyin duygularıyla başa çıkabilmesi için nefes egzersizleri, gevşeme egzersizlerive duygu kontrolünü öğretir.

➢ Toplumdan izole olan bireyler sosyal beceri eğitimiyle topluma geri kazandırılır.

➢ İlgi alanlarına göre serbest zaman aktivitesi belirlenir, grup aktivitelerine katılımısağlanır.

➢ Düşünme, karar verme, problem çözme gibi beceriler kognitif rehabilitasyon ile geliştirilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz