Ayna Nöronlar

Büşra Ulu’nun Kaleminden

Karşınızdaki insan esnerken etrafındakilerinde esnemeye başladığını görmüşsünüzdür. Bunun sebebinin ne olduğunu düşündünüz mü ? Beynimizde bulunan ayna nöronlar, başta işitme ve görme olmak üzere bütün duyular vasıtasıyla, dış dünyadan gelen sinyalleri alıp, âdeta onların fotokopisini saklayan hücrelerdir. Bu nöronlar taklit etme ve karşıdakinden öğrenme gibi bir süreçte kendilerine verilmiş rolü hassas bir şekilde yansıtmakta ve kişiyi elinde olmadan taklide meyyâl hâle getirmektedir. Bu durum beynin tamamen normal bir fonksiyonudur.

   Ayna nöronlar ilk olarak İtalya’da GİACOMO RİZZOLATTİ ve ekibinin el ve ağız hareketlerinin beyinde karşılık geldiği bölgeyi araştırmasıyla ortaya çıkmaya başlıyor. Bir çalışma yapılıyor ve bu çalışmada mamak maymunları kullanılıyor. Maymunların bir cismi kavrarken beyinlerinde gerçekleşen elektriksel etkinlik artışı kaydediliyor. Buraya kadar her şey yolunda gidiyor ancak çalışmanın devamında beklenmedik bir sürprizle karşılaşılıyor. Maymunlar cismi kavramadıkları, sadece kavrayan maymunları izledikleri sırada da, sanki kendileri cismi kavrıyormuş gibi, beyinlerinin aynı bölgesinde benzer düzeyde elektriksel etkinlik artışı meydana geldiği gözüküyor. Örneğin bir maymun bir muzu alırken beyninde etkin olan nöronlar, aynı maymun muzu almadığı halde başka bir maymunun muzu alışını gördüğünde de etkinleşiyordu. Aslında çalışmanın bu kısmı planlanmış değildi, bu durum tesadüfen fark edilmiş oldu. Bu ilginç gözlemden sonra Rizzolatti ve ekibi bir dizi kontrollü çalışma gerçekleştiriyor. Ayna nöronların varlığı artık kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya koyulmuş oluyor. İşin ilginç yönü, şimdiye kadar beyinde sayısız çalışma yapılmış olmasına rağmen kimsenin bu nöronların varlığını bilmemesiydi. Bunun muhtemel nedeni bu nöronların yerleşim yerleriydi. Ayna nöronlar görme ile ilgili bir bölgede değil, hareketle ilgili bir bölgedeydi. Bilim insanları da doğal olarak hareket bölgesinde görme ile ilgili bir çalışma yapmamış ve ayna nöron ile karşılaşılmamıştı.

   Nöronlarda etkinlik artışı, maymunlarda beynin ön lobunda_ki premotor korteks denilen ve hareketlerin koordine edildiği bölgede (F5 bölgesinde) tespit ediliyor. Maymunların beyninde F5 bölgesinin önemli bir yeri var. Buradaki nöronlarda, iletişimde kullanılan bazı jest ve mimikler sırasında özellikle ağız ve dudak hareketleri etkinlik artışı gözleniyor. Maymunlar hareketlerini taklit eden insanları izlerken sanki o hareketleri kendileri yapıyorlarmış gibi F5 bölgesindeki nöronlarda etkinlik artışı oluyor. Maymun beynindeki F5 bölgesi insanlarda konuşma alanına (Broca alanı) denk geliyor. Ayna nöronları bu denli ilginç kılan da konuşma alanının özelliğiydi. Dil, kültür, sosyalleşme gibi çok sayıda konunun biyolojik temellerine inen kapı aralanmıştı. Ancak ayna nöronlar beynin başka alanlarında da bulunduğu bildiriliyor.

    Bu nöronlara ayna nöronlar denilmesinin nedeni, başkası bir hareket yaparken onu gözlemleyen kişinin beyninde de aynı bölgedeki nöronların etkinleşmesidir. Yani gerçek işlevi yapan kişinin nöronları karşıdaki kişinin nöronlarını da dolaylı olarak etkinleştiriyor. Etkinleşen nöronların işlevleri sanki aynada yansıtılmış gibi karşıdaki kişide de gerçekleşiyor. Tıpkı bir aynanın görüntüyü yansıtması gibi, kişi kendisi yapmadığı halde, karşısındakini bir hareketi yaparken izlerken, aynı hareketi sanki kendisi yapıyormuş gibi beynindeki etkinlik artıyor. Koku ve tat alma duyuları da ayna nöronlarda etkinlik artışına neden oluyor. Yapılan çalışmalarda tiksindirici bir koku ya da farklı bir tatla ilgili videolar izletilen deneklerde, sanki o kokuyu ve tadı alıyorlarmış gibi, beyinlerinin ilgili bölgelerindeki nöronların elektriksel etkinliğinde artış olduğu tespit ediliyor.

Zengin bir çevresel ortamda bulunan kişilerin daha çok uyaran aldığı ve bu uyaranların sinir sisteminde ayna nöronların etkinliğini artırarak kişinin dil, kültür ve diğer alanlardaki gelişimine katkıda bulunduğu söyleniyor. Çevresel etkenler sadece kişilerin değil, toplumların gelişiminde de belirleyici rol oynuyorlar.

    Kimi bilim insanları ayna nöronlara “empati nöronları” olarak da bakıyor. Empati duygusu güçlü olan kişilerin ayna nöronlarında daha güçlü etkinlik olduğu görülüyor. Ayna nöronların bulunduğu bölgelerdeki beyin hasarında empati duygusu önemli oranda zarar görüyor. Bu hastaların başkasının yaklaşımını anlama becerileri ve daha da önemlisi bilişsel esneklikleri azalıyor. Ayna nöronların empatideki rolünü açıklayan çalışmaların belki de en ilginç olanları otizmli kişilerden elde edilen bulgulara dayanıyor. Otizimlilerde empati duygusu sağlıklı bireylere göre çok zayıf. Bu kişilerde ayna nöronların bulunduğu beyin bölgelerindeki sinirsel etkinliklerinde çok zayıf olduğu gözüküyor.

Peki ayna nöronları bir tedavi biçimi olarak kullanabilir miyiz?

Ayna terapi yönteminde kişinin ayna yardımıyla sağlam taraf hareketlerinden faydalanılarak ağrılı veya hareket kısıtlılığı olan bölge için normal algı geliştirmesi hedeflenmektedir. Bunu sağlamak için kişinin sağlam taraf uzvu aynanın önünde iken hasta taraf uzvu aynanın arkasına yerleştirilmektedir. Böylelikle kişi de sağlam taraf hareketlerini ayna karşısında yaparken hasta taraf için normal değerlerde ve ağrısız hareket yapma hissi oluşturulmuş olur. Ayna terapi yöntemi özellikle amputelerde fantom ağrısının tedavisi,periferik sinir yaralanmaları sonrasında duyu ve motor kayıpların rehabilitasyonu, inme sonrası motor ve duyu kazanımlarının sağlanması, Refleks Sempatik Distrofi’de kronik ağrı ile baş edebilmek için klinikte uygulanan bir tekniktir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz