Akut Myeloid Lösemi’ de Ergoterapi

aml
aml tedavisinde ergoterapi

Erg. Said Demiroğlu

         Akut Myeloid Lösemi’de anemiye ve tedavi sürecine bağlı olarak halsizlik, yorgunluk ve ağrı şikayetleri gelişmektedir. Peki ergoterapistler olarak kendi disiplinimiz ve terapötik yaklaşımlarımızla Akut Myeloid Lösemi tanısı almış bireylere nasıl bir yaklaşım sergilemeliyiz ?

aml

         Öncelikle Akut Myeloid Lösemi nedir ? Akut Myeloid Lösemi (AML) kan kanseri olarak da bilinen kemik iliğinin bir çeşit kanseridir. Kemik iliğinde bulunan öncü hücrelerinin DNA yapısında oluşan hasar neticesinde ortaya çıkar. Beyaz kan hücrelerimizden monositler ve granülositlerin blast hücrelerinin olgunlaşma süreçleri bozulur ve bu anormal hücreler kan ve kemik iliğinde birikmeye başlar. Bu hücrelere ise lösemi adı verilir. Akut Myelojenik Lösemi, Akut Myeloblastik Lösemi, Akut Nonlenfositik Lösemi ve Akut Granülositik Lösemi olarak da adlandırılır.

Risk Faktörleri

  • Bazı kemoterapi ilaçları
  • Kimyasal maddeye maruz kalma
  • Radyasyona maruz kalma
  • Tütün kullanımı
  • Bazı kan hastalıkları
  • Aile öyküsü
  • Yaşlılık
  • Erkek cinsiyeti
  • Genetik Sendromlar

Hastalık Belirtileri

  • Halsizlik ve yorgunluk
  • Fiziksel aktivite sırasında nefes darlığı
  • Soluk cilt
  • Derideki kesilerin yavaş iyileşmesi
  • Küçük kesilerde uzun süre kanama
  • Kemik, diz ve kalçada ağrı
  • Nedensiz morluklar
  • Hafif ateş
  • Cilt altında toplu iğne başı büyüklüğünde kızarıklıklar

Kansere Bağlı Yorgunluk

         Yorgunluk, tüm insanların hayatlarında zaman zaman yaşayabilecekleri bir semptomdur. Sağlıklı bireylerin günlük yaşantılarında stres, yetersiz ve düzensiz uyku, fiziksel güç kullanımı yorgunluğun sebeplerindendir. AML’li bireylerde yorgunluk semptomu yaygın olarak görülmektedir. AML’li bireylerde görülen yorgunluk; aktivite performans gücünde azalma, uyku düzensizliği ve uykulu olmak, depresyon, konsantrasyon bozukluğu, enerji kaybı şeklinde tanımlanabilir. Sağlıklı bireylerde yorgunluk dinlenme ve uyku ile geçerken kansere bağlı yorgunlukta durum bundan oldukça farklıdır. Kanserli bireyler yorgunluğu daha şiddetli hisseder ve bundan daha fazla rahatsızlık duyarlar. Sağlıklı bireylerin aksine dinlenme ve uyku ile bu yorgunluk geçmemektedir. Kanser tedavisi süresince hissedildiği gibi tedavi süreci bittikten sonra aylarca sürebilir.

Birey ve Aileye Eğitim – Danışmanlık

         Bütün kanser tanısı almış bireyler ve yakınlarının süreç hakkında bilgilendirilmesi, süreçle baş etmek için gerekli stratejilerin öğretilmesi  ve desteklenmesi önerilmektedir. Yorgunluk semptomu sürecin bir parçasıdır ve birey ve ailesi bu konuda bilinçlendirilmelidir. Yorgunluk semptomu görülmeden önce aile yorgunluğun biçimi ve süresi hakkında bilgilendirilmelidir. Bireyler; kemoterapi, bioterapi, radyoterapi gibi tedavi süreçlerinde bu semptomu yaşayabilecekleri, bu semptomun tedavinin bir sonucu olduğu, hastalığın kötü ilerlediği veya tedavinin etkisiz olduğu anlamlarına gelmediği noktalarında bilinçlendirilmelidir. Yaşanan yorgunluk düzeyi orta veya şiddetli seviyede olabilir. Süreç boyunca bireye; enerji koruma teknikleri, günlük yaşam aktivitelerinin modifiye edilmesi, aktivite planlaması, dikkati başka yöne çekme stratejileri gibi konularda danışmanlık yapılmalıdır. Enerji koruma ve aktivite yönetimi, prensiplerini öğrenme ve bireylerin bu aktiviteleri yaşam biçimlerine entegre etmelerine odaklanır. Enerjiyi koruma bireylerin önemli olmayan aktivitelerin ertelenmesini, enerjisinin yüksek olduğu zamanı belirlemesi ve aktiviteleri bu zaman dilimlerinde gerçekleştirmesini, aktivite adaptasyonlarını içeren bir yaklaşımdır.

Aktivite Planlanması

         Aktivite programı bireyin yaşı, fiziksel aktivite düzeyi, kanser evresi, kanser tedavi şekli göz önünde bulundurularak bireye özgü olmalıdır. Aktif olmayan veya yüksek düzeyde yorgunluk belirten kişiler için aktivite programları en düşük yoğunluk düzeyinde ve süresinde başlatılmalı, yavaş olarak arttırılmalı ve bireyin durumunda değişiklik görüldüğünde modifiye edilmelidir. Aktiviteler seçilirken bireyin istek ve ilgi alanları göz önünde bulundurularak bireyle birlikte seçilmelidir.

         Fiziksel aktivitenin yorgunluk yönetiminde etkinliğinin incelendiği yedi çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalarda fiziksek aktivitelerin kanser tedavisi sırasında ve sonrasında yorgunluğu azaltmada etkin olabileceği bildirilmektedir. Sonuç olarak kanser tedavisi ve sonrasındaki yorgunluk tedavisinde fiziksel aktivitenin yararlı olduğunu desteklemektedir.

Günlük Yaşam Aktiviteleri ve Enerji Koruma

         AML tanısı almış bireylerde tedavi süresince toksik tedaviler ve aktivite düzeyinde azalma fiziksel aktivite performansının azalmasına neden olmaktadır. Bu nedenle bireyler günlük yaşam aktivitelerini yapmak için daha fazla güç ve daha fazla enerji harcamakta ve bu da bireylerde yorgunluğa neden olmaktadır. Enerji koruma teknikleri konusunda bireylere eğitim vermek ve günlük yaşam aktivitelerini bu teknikler doğrultusunda birey ile birlikte modifiye etmek bireyin harcadığı enerji ve güç kullanımını düşüreceği için doğrudan yorgunluk düzeyinde azalma görülecektir.

Uyku Düzenleme

         Kanser tanısı almış bireyler uyku düzen ve biçimlerinde önemli bozuklukların olduğunu ifade etmektedirler. Hipersomnia ve insomnia uyku bozuklukları yaygındır. Uyku kalitesini optimize etmek için yapılan beş çalışma bilişsel davranışsal girişimlerin yorgunluğu iyileştirdiğini desteklemektedir. Bu girişimler gevşeme teknikleri, uykuyu iyileştirme stratejileri, davranış değişikliği geldiğinde yatağa gitme, yatak odasını sadece uyku ve cinsel aktivite için kullanma, aynı saatte yatma ve kalkma, kafein kullanımından sakınma ve gece uyarıcı aktivitelerden sakınma, bilişsel duygusal canlılığı azaltma stratejileri. Araştırma sonuçları bu girişimlerin bireysel ve grup olarak uygulanabileceğini desteklemektedir. 

Kansere Bağlı Ağrı

         Ağrı, kanser tanısı almış bireylerin çoğunu hastalığın herhangi bir döneminde etkileyerek bireylerin yaşam kalitelerini bozar. Ağrı şiddetinin düşürülmesi ve tekrarlanmasının önlenmesi amaçlanmalıdır. Farmakolojik olmayan yöntemler farmakolojik olan yöntemlerle birlikte veya yalnız başına uygulanarak bireylerin ağrı şiddetini düşürmüş ve etkinliğini kanıtlamıştır. Bununla birlikte kullanımı yaygınlaşmıştır. Farmakolojik olmayan yöntemler bireyin yaşam kalitesini yükseltmek ve analjezik kullanımını minimum seviyeye düşürmeyi amaçlamaktadır. Bu yöntemler bireylere ekonomik yük getirmez, bireyler tarafından uygulanması kolaydır ve yan etkileri yoktur. Bu yöntemler, Periferal teknikler ve Kognitif-Davranışsal teknikler olarak ikiye ayrılmaktadır.

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz